Adnan Oktar’ın kıskananları çatlatan yat gezisi

adnan_oktar_bikinili_kedicikler_yat_gezisi_tekne

Adnan Oktar’ın tekne sefası! Görünen o ki Adnan Oktar bağnazları fena çıldırtacak! Her gittiği yere sanat, güzellik, estetik, kalite ve sevgi götüren, yakışıklılığı, heybeti, gücü ve ihtişamıyla dillere destan Adnan Oktar bu sefer yat gezisi ile gündemdeydi. Adnan Oktar bikinili seksi kedicikleriyle İstanbul Boğazı’nda tekne turuna çıktı.

Ateşli bir karizması olan Adnan Oktar’ı yat gezisinde Gülşah Güçyetmez, Beril Koncagül, Ebru Altan, Aylin Kocaman, Damla Pamir, Pınar Yada, Tuğba Bozkurt, Kübra Yıldırım, Sibel Yılmaztürk ve Saliha Yazaroğlu yalnız bırakmadı. Yat gezisi esnasında kedicikler huzur ve tutkunun doruklarındaydı.

Adnan Oktar bir Müslümanın kalite, nezaket, görgü, güzellik, neşe anlayışının nasıl olması gerektiğini yaşayarak gösteriyor. Eğer Kuran ruhu hakim olursa dünyanın nasıl güzel, medeni, hayat dolu olacağını, dostluğun en nezih şekilde yaşanacağını Sayın Adnan Oktar Allah’ın izniyle dünyaya gösteriyor.

Video: https://youtube.com/watch?v=u6gvacsgQxQww

Advertisements

Nur Suresi 31. ayette başörtüsü yoktur, Kuran’da başörtüsü yok başörtüsü farz değil

adnan_oktar_kuran'da_basortusu_turban_tesettur_turban_kartal_goktan

Nur Suresi 31. ayette başörtüsü yoktur, Kuran’da başörtüsü yok başörtüsü farz değil

“Kuran’da başörtüsü var mı? Kuran’da türban var mı? Kuran’da tesettür geçiyor mu?” Bu soruların cevapları Nur Suresi 31. ayet ve Ahzap Suresi 59. ayet tefsir edilerek veriliyor. Bu video başörtüsü, türban, tesettür ve çarsaf hakkında bilmeniz gereken her türlü bilgiyi içeriyor, bu yüzden videoyu büyük bir dikkatle sonuna kadar izlemenizi tavsiye ediyorum (özellikle başörtülü türbanlı bayanlara). Adnan Oktar’ın talebeleri Kartal Göktan ve Gökalp Barlan Kuran’da başörtüsü olmadığını detaylı bir şekilde belgelerle anlatıyorlar. Ayrıca vitrin mankeni kullanılarak uydurma hadislerdeki başörtüsü ile ilgili izahların mantık hezeyanları da gözler önüne seriliyor.

Bazı tefsir ve meallerde başörtüsü olarak tercüme edilen “humur” kelimesi “örtmek” anlamına gelen “hamr” kökünden türetilmiştir ve bu kelime “herhangi bir şeyi örtmek” anlamındadır. “Baş” kelimesi ayetin Arapçası’nda geçmemektedir.

Nur Suresi 31: Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. (Baş)Örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.”

Ahzab Suresi 59: “Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına cilbablarını ((celâbîbihinne – yani çarşaflarını) üstlerine giymelerini (yudnîne aleyhinne) söyle. Onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”

Video: https://www.youtube.com/watch?v=TdsTdhLFHe0

Adnan Oktar anayasa değişikliğine “EVET” dedi

adnan_oktar_evet_anayasa_recep_tayyip_erdogan_akp

Adnan Oktar: Benim kanaatim bu anayasa değişikliğine “evet” demekte hayır olduğudur.

Video: https://www.youtube.com/watch?v=bPWpugrvuzo

Sayın Adnan Oktar’ın anayasa değişikliliğine ilişkin yaptığı bazı açıklamalar şu şekilde; Türkiye şu anda İngiliz derin devletinin baskısı altında. Böyle riskli dönemde kimseyi sevindirmek olmaz. Türkiye bir geçiş sürecinde. Bu süreçte referandumda “evet” demekte hayır olduğu görülüyor. Hayır diyenlerin de başımızın üzerinde yeri var. Kutuplaştırıcı hiçbir konuşma olmaması önemlidir. Referanduma yüksek katılım önemlidir. Bu yüzden hayır diyenlere karşı yakışık almayacak üsluptan kaçınmak en doğrusu olur. “Hayır” veya “Evet” diyenlerin haklı yönleri olabilir. Ancak “Hayır” diyenlerin içinde tertemiz insanlar olduğu gibi nefret dolu insanlar da var. Bununla birlikte CHP, Saadet, BBP gibi “Hayır” diyen geniş bir kesimi terörist olmakla itham etmek yanlış bir üslup olur. Bunu kabul etmeyiz. Referandum vatandaşa samimi kanaatininin sorulmasıdır. Demagoji çok ters etki yapar bunun yerine maddeler açıklansın halk gereğini yapar. Referanduma katılımın yüksek olması önemlidir. Özgür ifade önemlidir. Korku yüzünden “Evet” denilmiş izlenimi olması çok riskli olur. Halkın sağduyusuna güvenmek son derece önemli. Halkımız irfanlıdır doğru olanı zaten kabul eder. Korkutarak kabul etmeyi kendine yakıştırmaz. Referandumda “Hayır” diyenleri itham eden üslup çok ters bir etki yapabilir. Halkın büyük kesmini terörist ilan eden üslup hiç kimseye yakışmaz.

Adnan Oktar’ın 15 Şubat 2017 tarihli A9 TV röportajından

 

Adnan Oktar evlenmediği için pişman oldu mu?

adnan_oktar_kedicikleri_tulay_kumasci_evlilik

Adnan Oktar evlenmediği için pişman oldu mu?
video: https://www.youtube.com/watch?v=ml8pAOo7xQE

“Adnan Bey, evlenmediğiniz için hiç pişman oldunuz mu? Hayatınızda sizden bir parça olmasını istemez miydiniz? Yani çocuğunuzun olmasını istemez miydiniz?” Halime Yazar. Buradaki bütün gençler benim çocuğum zaten. Bu kadar çok çocuğu olan bir aile var mı? Aşiret sahibi olsa bile insan bu kadar çocuğu olmaz. Hem yetişmiş, terbiyeli, eğitimli.

KARTAL GÖKTAN: Vesilenizle.

ADNAN OKTAR: Üç yaşında da çocuğum var. İki yaşında da var. Bir yaşında da var. Elli beş-altmış yaşında bile çocuğum var yani. Ne güzel işte. Bütün çocuklar Allah’ındır. Şahıslar “benim çocuğum” diyor. Senin çocuğun değil. Allah’ın, Allah’a ait, Allah seni vesile ediyor. Sen gölge varlıksın. Senin nereden çocuğun olsun? “Benden oldu.” Senden oldu gibi gösteriyor Allah. Senden oluyor. Doğrudan yaratan Allah’tır. Bağımsız, müstakil yaratılır her insan. İşte “Ayşe’den doğma Mustafa’dan olma” yok öyle bir şey. O sana öyle gösterilir. Allah spermi vesile yapar. Spermden insan olmaz. Allah yaratır. Allah’ın insan yaratmak için sperme ihtiyacı olmaz. Yumurtaya ihtiyacı olmaz. İnsana ihtiyacı olmaz. Doğrudan Allah yaratır. Yavaş yavaş yavaş gelişiyor gibi gösterir. Vesile olması, sebep olması için o kadar. Mesela biz Peygamberimiz (sav)’in evlatlarıyız. Mümin olan kişiler, kim varsa evladıdır Resulullah (sav)’ın. Tabii ki, babaya da ihtiyacı yok. Anneye de ihtiyacı yok. Anneyi babayı Allah sebep diye gösteriyor. Anneden babadan hiçbir insan doğmaz. Olmaz, öyle bir şey yok. “Benim oğlum” diyor. Senin değil Allah’ın yarattığı varlık. Senin gibi gösteriyor Allah. Senden olmuş gibi gösteriyor. İşte ona doğum sancısı gösteriyor Allah. Doğuruyor gibi gösteriyor. Yaratan Allah’tır.

Evlenmediğim için bilakis pişman olma bir yana çok büyük hayır gördüm. Belki iki çocuğum olacaktı şu an yüzlerce çocuğum var Allah’a çok şükür, kardeşim var. Çocuğun olur senin başına bela olur. Nitekim de gördük baş belası oluyor çocuğu. Bazen de hayırlı olur. Ama bak benim evlatlarımın hepsi hayırlı. Hayırlı olmayan bir tane evladım yok. Vefalı, sadık, güzel ahlaklı, temiz, nezih.

Kıyamet yakın, kıyamet yakın. Şimdi doğanlar bozulmayı görmeye başlayacaklar. İslam’ın hakimiyetini de görecekler. Bozulmayı da görecekler. Ama 2082’lerde doğanlar hep felaketleri görecekler. Belaları görecekler. Rahat yaşayacak olan bu son nesildir şu an doğanlar. En keyifli, en nimetli nesil bu yeni doğanlardır şu aralar. Bunlar İslam’ın hakimiyetini görüyor. Sadece sonunu görmüş olacaklar. Ama bak sonunu da görmüş oluyorlar. Ama iyi günlerin tamamını görmüş olacaklar. Ama bozulmayı da görecekler. Çünkü 2016’dayız. 2082, altmış altı sene var. 66 yaşın üstünde olacağına göre insanlar. Çoğu öyledir altmış altının üstünde yaşar.  Bozulmayı da görecekler.

OKTAR BABUNA: Yüz dört sene de kıyamete kadar inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, yüz dört sene de yani 2120. Yüz dört sene var kıyamete. Yüz dört sene bir insan ömrü. Uzun bir insan ömrü. Yazsınlar. Bir granit kayaya yazalım. Eğer o kaya dediğimiz tarihi geçerse tamam. Tuzla buz olacak o kayalar o yılda. Ne demek istediğimi anlamışlardır.

Evlenmediğim için de İslam’a hizmetimi bütün gücümle ve tam yapmış oluyorum. Tam günümü ayırmış oluyorum. Öbür türlü hanıma ayıracaksın. Çocuklara ayıracaksın. İş yerine gideceksin. İş yerinden geleceksin hanımı ailesine götüreceksin. Ertesi gün yemek yemeye götüreceksin. Çocuğu okula kaydettireceksin. Tebliğ, cumartesi günleri Nurcular toplantı yapacak Nur talebeleri. Oraya gidip çay içeceksin. Bitkin düşüyorlar zaten. Uykusuz. Saat sekiz- dokuz gibi falan geliyorlar. On gibi falan uykuları geliyor kafaları düşmeye başlıyor. Oradan da eve gidiyorlar. Bu tebliğde bu olacaktı. Ne Darwinizm böyle yerle bir edilecekti. Öyle bir şey olsaydı. Evli olsaydım. Allah vermesin. Ne İngiliz derin devleti böyle darmakeşan olacaktı, ne Rumiliğin iç yüzü ortaya çıkacaktı, ne homoseksüellerin saltanatı son bulacaktı, ne iman hakikatleri bu kadar geniş yayılacaktı. Münafık alametlerinden hiç kimsenin belki haberi olmayacaktı. Biz de işimizde gücümüzde olacaktık. Çoluk çocuk, kaynana, kayınbaba onunla uğraşacaktık. Allah bak iki evlat yerine yüzlerce evlat verdi. Ve mükemmel bir İslami tebliğ imkanı sağladı. En hayati konuları Allah bize nasip etti.  Bak Fethullah Gülen diyor, “Ben Darwinizm’le baş edemedim batmıştım, mahvolmuştum” diyor. “İmanımı kaybettim. Etrafım da imanını kaybetmişti” diyor. “Allah razı olsun birisi çıktı kitaplar yazdı bizi kurtardı” diyor. “Ama isminin veremem” diyor. Bak münafıklarla ilgili bin üç yüz yıldan beri bir kitap yazılmamış. Bir tane kitap yok. İngiliz derin devletiyle ilgili hiçbir açıklama, hiçbir anlatım yok. Bak adamlar hükümet üyelerini alıp götürmüşler. İngiliz dışişleri bakanlığının en önemli elemanlarından İngiliz derin devletinin pek sevdiği bir adamla gidip toplantı yapıyorlar. Ve AK Parti’nin en önemli ismi olarak bilinen adamlar bunlar. AK Parti’nin bütün sırlarını bilen adamlar. Yani artık buradan anla olayı. Eğer ses çıkartmazsak neler olacak bir düşünün. Üç yüzün üzerinden kitap yazdım. Allah’a şükür. O kitaplar da yazılmayacaktı. Yüzlerce belgesel hazırlandı. Onlar da hazırlanamayacaktı. Yüzlerce internet sitesi milyonlarca ziyaretçisi olan. Onlar da yapılamayacaktı. Dünyanın en ünlü gazetelerinde sürekli yazılarım çıkmamış olacaktı. Dünyaya dalanlarla biz de dalıp gitmiş olacaktık. Hayır, yapanları kınamıyorum. Ama ben yapamam. Ben böyle bir hayata girmem. İslam’a, Kuran’a hizmetin dışında bir hayatı kabul etmem ben.

OKTAR BABUNA: Altı senedir her gün yayına çıkıyorsunuz. Haftada yedi gün, ayda otuz gün.

ADNAN OKTAR: Kırk yıldan beri bir gün tatil yapmadım. Maddenin hakikatini kimse bilmeyecekti. Maddenin hakikati gizli kalmıştı. Dünyanın bilmediği bir şeydi. Matrix filmi falan ondan sonra çıktı. Kitapları film yapımcılarına gönderdim iki yıl sonra Matrix filmini hazırladı adamlar.

KARTAL GÖKTAN: Bağnazlığın ve İslamofobinin hakim olduğu bir dünyada İslam’ın modern ve aydınlık yüzü olarak İslam’ın nasıl yaşanması gerektiğini hem anlattınız, hem örnek olarak gösterdiniz.

ADNAN OKTAR: Bir Müslümanın dans edebileceği, plaja gidebileceği, eğlenebileceği tahayyül dahi edilemezdi. Hele bir hocanın, şeyhin kalkıp böyle kaşıkla oynayacağı, neşeli olacağı, espriler yapacağı tahayyül bile edilemezdi. Adamların suratlarını görüyorsunuz. Modern İslam anlayışını ilk defa dünyaya gösterdik. Bizim dışımızda böyle bir model yok. İlk defa Kuran’ın yeterliliğini bu kadar kapsamlı anlattık. İlk defa bağnazlığı akılcı ve şefkatli bir üslupla yerle bir ettik.

YASİN GÖKER: Ve Allah’ın varlığını bilimsel olarak anlatıyorsunuz kitaplarınızda. Kuran mucizeleriyle, iman hakikatleriyle, ezbere değil.

ADNAN OKTAR: Tabii, Allah’ın varlığını ve birliğini bilimsel, akılcı, delillere dayalı, mukni olarak anlatan izah eden bizden başka da yok.

Binlerce Anadolu’da konferans verdik. Yurt dışında da yüzlerce konferans verdik. Ve halen de devam ediyor. PKK’ya birçoğu neredeyse teslim olmuştu. Sayın Öcalan’lar, Muhterem Öcalan’lar falan havalarda uçuşuyordu.  PKK’yı rezil kepaze ettik. PKK’nın bütün oyunlarını ortaya serdik. PKK tehlikesine karşı hükümet akıl almaz bir atağa geçti. Yoksa çözüm süreci, düğüm süreci bilmem ne falan diye ortaya çıkmışlardı biliyorsunuz.

KARTAL GÖKTAN: Etkinizin ne kadar büyük olduğu da gelen tepkilerden anlaşılıyor. Fransa’da kitaplarınız ulaştıktan sonra “bütün fikir sistemimizi alt üst etti bu kitaplar” diye açıkladılar.

ADNAN OKTAR: Fransa, kitaplar gittikten üç sonra açıklama yaptılar. “Fransız tarihinin en büyük felaketi” diyor. “Gökten felaket yağıyor” diyor. “Atom bombası” diyor. Kardeşim Hitler’in işgalinde bile böyle bir şey dememişlerdi adamlar. İhtilal bütün Almanya’yı aldı. Orada böyle bir şey demediler.

İBRAHİM AKMUGAN: Osmanlı’nın neden yıkıldığını delilleriyle, belgeleriyle gösterdiniz. İlk defa tarihi bir bilgi bu şekilde insanlara ulaşmış oldu.

ADNAN OKTAR: Hiç bilinmiyordu. Abdülhamit’i kahraman gibi gösterdiler. Halbuki Abdülhamit döneminde Osmanlı yıkıldı zaten. İsrail devletini kuran kurdurtan Abdülhamit’tir. Allah razı olsun. O konuda takdir ediyorum ama Osmanlı’nın yıkılışı konusunda büyük bir felaket olduğu için şiddetle kınıyorum. Hiç savaş yapmadan bütün Osmanlı’yı teslim etti.

YASİN GÖKER: Mesnevi’deki İslam’a aykırı yerleri gösterdiniz kaynaklarıyla.

ADNAN OKTAR: Mesela o da hiç bilinmiyordu. Ne kadar homoseksüel, ateist varsa Avrupa’da hepsi Rumi. Önüne geleni Rumi yapıyorlar. Halbuki adam tanımaz bilmez. Fakat Rumilik deyince adamın bildiğin İslam dışı her şey olarak biliyor. İslam’ı kabul etmeyen her şey olarak biliyor.

OKTAR BABUNA: Atatürk’ü yanlış tanıtıyorlardı o imajı tamamen düzelttiniz gerçek Atatürkçülüğü.

ADNAN OKTAR: Tabii, Atatürk mesela yanlış biliniyordu, milletin içerisinde Atatürk’e muhalif esaslı bir kanat vardı, bu kanadın görüşlerini tamamen ortadan kaldırdık. Atatürk sevgisini, Atatürk’e olan saygıyı pekiştirip oturtturduk. Atatürkçü görünenler de Atatürk’ün dindar olduğunu görünce Atatürk’ü bıraktılar, Atatürk’ten hiç bahsetmez hale geldiler bu da çok manidar.

ŞERİFKAN SÜLEYMANİYELİ: Yaptığınız tebliğe karşı hiçbir ücret talep etmiyorsunuz, kitaplarınız her yerde ücretsiz dağıtılıyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

ŞERİFKAN SÜLEYMANİYELİ: Milyonlarca kitabınız internet sitelerinden ücretsiz indiriliyor.

ADNAN OKTAR: Mesela münafıkların günümüzdeki halini kimse bilmiyordu yani çünkü münafıklar öyle bir zırha bürünmüşler ki, modern bilimin teknolojinin bütün imkanlarını kullanıyorlar Müslümanları yerden yere vuruyorlar ama kimse bunun farkına varmıyordu, münafıkların ne olduğunu anlattık.

Mesela darbe günü, ilk darbenin geçersizliğini anlatan bendim. Ne Başbakan ortada ne Cumhurbaşkanı ne Kuvvet Komutanı kimse ortada yoktu. İlk, darbenin geçersizliğini milyonlarca kişiye duyuran ben oldum. Çok kapsamlı, kuvvet komutanlarını konuşmaya davet ettim, siyasi partileri, Tayyip Hoca’yı herkesi konuşmaya davet ettim, ‘hemen bir açıklama yapın’ dedim, ‘Milletvekilleri de meclise gitsinler’ dedim. Milletin direnmesini söyledim darbeye karşı ve ‘darbe geçersiz sahte bir darbe’ dedim.  ‘Oyun oynuyorlar’ dedim yani ordunun bütün ordunun kabulüyle meydana gelen bir darbe değil ama tabii onu da kabul etmeyiz ayrı bir şey.

Mesela entelektüel kültürlü gençliğe İslam’ı ilk defa biz anlattık. İslam’la aralarındaki bütün bağ kopmuştu entelektüel seçkin kesimle yani sosyetenin İslam’la aşağı yukarı bütün bağları kopmuştu, bu bağı sağlamış olduk ve İslam’a hizmet edebilecekleri duruma gelmelerini sağladık inşaAllah.

YASİN GÖKER: Mason localarına tarihte ilk kez Kuran okuttunuz.

ADNAN OKTAR: Tabii masonluğu da İslam’a hizmet eder hale getirdik. Masonluk dedin mi, şeytanın ordusu gibi biliniyordu, onların İslam’ın hizmetkarı haline getirdik elhamdülillah.

KARTAL GÖKTAN: Kitap ehline yanlış bir bakış açısı vardı kimi Müslümanlarda, onlardan samimi iman edenler olduğunu, onlara sevgi duymamız gerektiğini anlattınız.

ADNAN OKTAR: Tabii, Musevi düşmanlığını ortadan kaldırdık, Hristiyan düşmanlığını ortadan kaldırdım, Alevi düşmanlığını ortadan kaldırdım, Şii düşmanlığını ortadan kaldırdım, vesile olduk.

İBRAHİM AKMUGAN: Şu an cemaatlere bir saldırı var, akılcı bir şekilde siz cemaatlere sahip çıkıyor ve koruyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Müslüman cemaatlere sahip çıkan hiç kimse yok ve İngiliz derin devletinin teşvikiyle cemaatlere yönelik bir yok etme operasyonu vardı yahut aşağılama, itibarsızlaştırma operasyonu vardı, bunu da ortadan kaldırdık Allah’a çok şükür.  Sedd-i Zülkarneyn gibi.

TARKAN YAVAŞ: İnsanların dindarlaşmasına vesile oldunuz Hocam inşaAllah, çok daha dindar ve Kitap’a Kuran’a Allah’a sadık oldular inşaAllah

ADNAN OKTAR: Kar, kış, soğuk, sıcak, bayram, yılbaşı her gün canlı yayındayım. Yılbaşında adamlar tarihe karışıyorlar birçok insan, bayramlarda ortada yoklar, tatillerde ortada yoklar. Ben en sıcak günlerde buradayım, bütün tatillerde buradayım, yılbaşlarında buradayım.

OKTAR BABUNA: Darbede buradasınız.

ADNAN OKTAR: Darbede buradayım, her şeyde. Darbede birçoğu araziye geçti. Mesela şehitliği felaket gibi gösteriyorlardı, cenaze marşıyla falan şehit kaldırıyorlardı, muazzam bir felaket gibi gösteriyorlardı şehitliği. Şehitliğin nimet olduğunu, şeref olduğunu, Kuran’ın üslubu olduğunu, Allah’ın bize bu şekilde anlattığını bütün halka duyurduk ondan sonra muazzam bir şahadet özlemi gelişti gençlerde. Zaten bu 15 Temmuz kalkışmasında da gördünüz, müthiş bir şahadet özlemi gelişti gençlerde maşaAllah.

TARKAN YAVAŞ: Kadınlara olan sevgiyi saygıyı siz vesile oldunuz Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii, kadınlara çocuklara olan sevgi, kediden bile nefret ediyordu birçok insan, kedileri sevdirdik. En başta insanları sevdirdik, kardeş olma ruhunu verdik, cemaatlerin birbirleriyle dost olması için gayret ettik ve ediyoruz da halen. Kadınlara olan nefreti ortadan kaldırdık, kadın aleyhtarı bütün hurafeleri deşifre ettik. Çocuk sevgisini insanların kalbine koyduk geliştirdik.

KARTAL GÖKTAN: Aylardır her gün sevgi etiketi yapıyorsunuz.

ADNAN OKTAR: Evet her gün tabii, sevgi ana gündemimiz.

YASİN GÖKER: Mehdiyet’in tüm delillerini siz anlattınız Hocam.

ADNAN OKTAR: Biz olmasak Mehdiyet unutulup gidilecekti, bütün güçleriyle hepsi bastırdılar. Mehdiyet’i en akılcı, en bilimsel, en doğru şekliyle 1300 seneden sonra en kapsamlı anlatan biziz. Başka dünyada anlatan, Mehdiyet’i anlatan hiçbir grup topluluk yok bu tipte, bu kalitede, bu çapta, bu bilimsellik anlayışıyla, bu ispat anlayışıyla bütün detaylarıyla anlatan bizim gibi yok.

OKTAR BABUNA: Bütün bunları yaparken de sayısız iftira atıldı, davalar açıldı hepsinden aklanarak çıktınız maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii, hakkımda yüzlerce dava açıldı hepsinden beraat ettim.

İBRAHİM AKMUGAN: Risale-i Nur’a ve Bediüzzaman Hazretleri’ne de hak ettiği en güzel siz verdiniz maşallah.

ADNAN OKTAR: Tabii Bediüzzaman’ı mesela unutturmaya çalıştılar, Bediüzzaman’ı en üstlere taşıdık. Darbe gecesi konuşmalarım var mı onun bandı?

KARTAL GÖKTAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Aç bakayım. Kardeşim bizden başka konuşan olmadı. Bak gittiler TÜRKSAT’ı bombaladılar beni susturmak için yine susmadık internetten devam ettik. Allah şaşırttı sahte anteni vurdular gittiler çünkü baktılar beni susturamıyorlar, ne yapacaklarını şaşırdılar.

Plajda, gazinoda her yerde Allah’ı anabileceklerini öğrettik insanlara. Mesela kadınların özel günlerinde Allah’ı anamayacakları şekilde bir sistem geliştirmişlerdi bunun yanlışlığını anlattık. Kadınları dinden uzak tutuyorlar o şekilde.

Bu Televole kültürü, bedavacılık kültürünü apaçık ortaya koyduk.

Mesela cenneti sadece yeşillik ve bahçe olarak algılıyorlardı, cennette tekneler, yatlar, teknoloji, arabalar her şey olduğunu söyledik acayip hayret ettiler.

Mesela bu tip olaylarda güç sahibi olanlar yahut tanınan insanlar hep olayın neticesini bekledi mesela, darbede kim kazanacak diye beklediler ondan sonra açıklama yaptılar, ben direkt açıklama yaptım, doğrudan darbeye karşı tavır aldım.

TARKAN YAVAŞ: Gezi olaylarında da aynı şekilde olmuştu Hocam. Siz açıklamalarınızdan çok sonra onlar açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Tabii, Gezi olaylarında buranın yayınını durdurturdular, biliyorlardı benim ne yapacağımı buna rağmen yine biz durmadık internetten sabaha kadar devam ettik. Hiç kimse yok bir tek biz vardık ortada yani.

PKK’yla Kürt ayırımını çok iyi vurguladık. PKK’lının kalleş ve kahpe olduğunu ama Kürt’ün nur olduğunu, mübarek olduğunu, muhterem olduğunu, yüce olduğunu anlattık.

TARKAN YAVAŞ: PYD İle PKK’nın aynı olduğunu siz yine gösterdiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, Hükümet; ‘PKK, PYD terör örgütü değil’ diyordu. Bakanlar söylüyordu bunu. Ben ‘terörist bunlar’ dedim, ısrarla anlattım. PKK tehlikesi filmini ısrarla gösterdim ondan sonra bu süreç müreç bilmem ne falan konuları ortadan kalktı, yoksa ‘herkes trene binsin süreç devam ediyor’ diyorlardı.  Değil mi? Bu fitneyi de ortadan kaldırdık Allah’a çok şükür.

OKTAR BABUNA: Türkiye’nin İsrail’le ve Rusya’yla barışmasına vesile olan sizsiniz Hocam maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Rusya’yla barışmayı biz sağladık elhamdülillah. İsrail’le barışma da yine vesile olduk, ısrarlı açık ve ayrıca dilekçelerle yaptığımız, yazışmalarla yaptığımız faaliyetler sonucunda bak Rusya’yla İsrail’le Türkiye’nin arasını düzelttikten sonra darbe oldu zaten. Bir de bu olmadan olsa bir düşünün, gecenin üçünde olsa ne olacaktı?

Şehitlerin hayat şeklini açıkladık, bilinmiyordu.

TARKAN YAVAŞ: Bu dünya liderlerinin de Hazreti Mehdi’yi müjdelemesine vesile oldunuz, onlar da sizden sonra hazreti Mehdi’yi söylediler.

ADNAN OKTAR: Mehdi konusu tamamen kapanmıştı, İsa Mesih, Mehdi konusu, buna dünya çapında tek sahip çıkan biz olduk. Tamamen kapatmışlardı.

TARKAN YAVAŞ: Bu İran Cumhurbaşkanı’na söylemiştiniz ‘ gündeme getirin bunu’ diye, o hemen Birleşik Milletler’de gündeme getirmişti.

ADNAN OKTAR: Ben söyledim. Birleşik Milletler’de konuşsun dedim. Mehdi’den bahsetsin çok büyük olay olur dedim.

KARTAL GÖKTAN: Siyasiler dahil herkes Fetullah Gülen’i överken siz eleştiriyordunuz, “sevgisiz olmayın tepeden bakmayın.”

ADNAN OKTAR: Fetullah Gülen’i tek eleştiren bendim yani ama hakaret tarzında değil, doğru akılcı Kurani eleştiren bendim.

BÜLENT SEZGİN: İsrail’in özür dilemesine de vesile olmuştunuz Mavi Marmara olayından dolayı.

ADNAN OKTAR: Tabii, buraya hahamlar geldi, baş haham da geldi konuştuk. Tevrat’tan gösterdim yani özür dilenmesi çirkin bir hareket değil Tevrat’a uygun bir ibadet şekli dedim öyle kani oldular. Rusya’dan da özür dilenmesi için çok ısrar ettim, hükümet üyelerinin büyük bir bölümü hep karşıydı ‘özür dilemeyiz biz’ diye, ya ‘özür dilemek Müslüman ahlakıdır’ dedim anlattım özür dilendiği halde bu sefer de ‘biz özür dilemedik’ dediler. Ya kardeşim sen Rusça bilmiyor musun? Kullandığın kelime özür dilemek anlamında yani Rusça’da özrün karşıladığı bir kelime var onu kullanmışsın nasıl bilmiyorsun yani.

İBRAHİM AKMUGAN: Birçok Müslüman, peygamberler gibi sahabeler gibi yaşamanın çok zor olduğunu düşünüyordu siz bunun Kuran’a uyarak mümkün olabileceğini gösterdiniz.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Devlet ve hükümete hemen ben destek verdim darbe konusunda ve diğer konularda da ama bak RTÜK diyor ki ‘homoseksüellerle ilgili konuşma’, konuşuyorum. İşte diyorlar adam yok sana operasyon yapar bilmem ne falan, benim vicdanım rahat yani kendimden eminim ben inşaAllah yani dürüst ve doğru hareket ettiğime çok eminim, o yüzden ben bir tek Allah’tan korkarım. Bize provokasyon çok yapıldı, daha önce de yapıldı biz yolumuzdan şaştık mı? Bana 75 yıl hapis cezası istediler 75 yıl. Mahkeme kararı açıklanırken ben eğleniyordum yani, açıklayacaklardı mahkeme kararını, güzel bir eğlence içindeydim, umurumda bile değil yani. Sonra mahkeme istifa etti çekildi sonra da berat ettik tabii.

Mesela Erbakan Hoca’yı savunan bir tek ben vardım. Ne Saadet Partisi savundu, ne Milli Görüşçüler savundu o dönemde, Numan Kurtulmuş’u karşısına diktiler Hocamız’ın aleyhine akıl almaz konuşmalar yapıyordu. Her yerden resimlerini ismini cismini her yerden sildiler. Milli Gazete’de tek kelime bahsedilmiyordu, Milli Görüş’te tek kelime bahsedilmiyordu Erbakan’dan. Tamamını tersine çevirdim Allah’ın izniyle yayınlarla, demokratik dik duruşumuzla.

TARKAN YAVAŞ: Ordunun, polisin daha modern olmasına, güçlenmesine siz vesile oldunuz Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii, özel harekatçı sayısının artırılmasını istedik. Kanser hastalarından ilaç parası alınmasın dedik bak o da kabul edildi. Özel harekatçıların okulları açılsın dedik açıldı, sayısı arttırılsın dedik artırıldı, silah kalitesi artırılsın dedik artırdılar.

TARKAN YAVAŞ: Kalekolları söylediniz.

ADNAN OKTAR: Tabii, kalekolların ben şemasını bile, planını bile çizip gönderdim.

Emniyette mesela işkence yapıldı hiç urumda olmadı, 9 kere suikast yaptılar umurumda olmadı, daha şevkle daha gayretle devam ettim.

İran’la bağlantıyı koparıyorlardı İran’la bağlantıyı sağladık, dost olmalarını sağladık. İrancı diye hakaret gibi gösteriyorlardı. Musevileri savunan ben oldum, Hristiyanları savunan hep ben oldum.

OKTAR BABUNA: İsrail İran’ı vurmaya hazırlanıyordu siz durdurdunuz Hocam, vesile oldunuz maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Alevilere Şiilere akıl almaz baskı yapılıyordu birçok insan tarafından biz durdurduk, vesile olduk.

Bu işte insanları kıskandırıyor. Eğlenmemiz, kalite, güzellik, zenginlik, bereket, bolluk, dediklerimizin doğru olması, samimiyetimiz kıskandırıyor.

Adnan Oktar’ın talebesi PYD’yi deşifre etti – PYD eşittir PKK

pyd pkk abdullah ocalan adnan oktar ypg

PYD, PKK’nın bir koludur
Video: https://www.youtube.com/watch?v=YTuEmZIrUAk

Kısa bir süre önce Cumhuriyetçi Parti senatörlerinden Lindsey Graham’ın sorusu üzerine ABD Savunma Bakanı Ashton Carter’dan PYD’nin PKK’ya bağlı bir organizasyon olduğunu itirafı geldi. Bu ABD’nin, PKK’nın Suriye kolunu silahlandırdığı manasına geliyordu.

ABD yönetimi Türkiye’nin kapsamlı uyarılarına, rağmen bu akrabalığı uzunca bir süredir görmezden gelmekteydi. Kendince Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede askeri bir dayanak elde ettiğini düşünüyor ve bunu da yitirmek istemiyordu.

Oysa ki PYD, lanse edildiği gibi legal-demokratik bir parti değil, kendi halkına dahi zulüm uygulayan Stalinist bir terör örgütü.

PKK terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan, 90’lı yıllarda örgüt elemanlarıyla birlikte Suriye’ye kaçmak zorunda kalmıştı. Öcalan’ın 1999 yılında yakalanmasının ardından örgüt, Suriye istihbaratı olan El-Muhaberat’a emanet edildi.

PYD, El Muhaberat’ın yönlendirilmesiyle Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan tarafından 2003 yılında kuruldu.

Osman Öcalan, konuyla ilgili şunları söylüyor:

İran’daki PJAK gibi PYD’yi de ben kurdum. PYD, PKK’ya bağlı ve PKK’nın verdiği kararlara göre hareket ediyor. PYD’yi biz Kandil’de kurduk. Kadrolarını Kandil’e biz eğittik…

PKK-PYD bağlantısını en açık gösteren delil PYD’nin kuruluşunda kabul edilen tüzüktür. Tüzüğe göre PYD, PKK’nın yeni ismi olan Kongra-Gel’e bağlı olduğunu açıklamıştır ve örgüte üyelik için Abdullah Öcalan’a bağlılık esas alınmaktadır.

PYD, tıpkı PKK gibi Suriye toprakları üzerinde Stalinist bir idare kurmayı hedeflemektedir. Bu nedenle Kürtler bu terör gruplarından daima zulüm görmüşlerdir. Söz konusu terör örgütleri için Kürtler sadece bir kalkan olarak kullanılmış, bu yolla terör örgütleri kendilerini uluslararası kamuoyunda haklı sempati kazanmaya çalışmışlardır.

Suriye İnsan Hakları Örgütü’nün raporuna göre PYD, kendi idaresi altındaki bölgelerde özellikle Kürtlere zulüm uygulamakta, sivillere yönelik insan hakları ihlallerinde bulunmaktadır.

PYD’nin askeri kanadının (YPG) en az 651 kişinin keyfi olarak tutukladığı, 41 kadın ve 51 çocuğun öldürdüğü, 1876 çocuğu da zorla askere aldığı belgelenmiştir.

Rapora göre, 2014’ün başından Ekim 2015’e kadar 34’ü çocuk yaşta 88 kadın YPG tarafından kaçırılmıştır. Aynı raporda 2015 sonuna kadar 51 çocuğun rastgele açılan ateş ya da keskin nişancı kurşunuyla katledildiği belirtilmiştir.

PYD’nin çocuk asker kullanımına karşı başlatılan kampanyaya ise, Almanya Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir, Hristiyan Demokratik Birlik Partisi Milletvekili Uwe Schummer ve Sosyal Demokrat Partili Milletvekili Gerold Reichenbach’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda Alman siyasetçi destek vermiştir.

Almanya merkezli Avrupa Kürt Araştırmaları Merkezi Başkanı Eva Savelsberg “PYD, Suriye rejiminin insan hakları ihlallerini aratmayacak nitelikte bir süreç başlattı. Batı, gerçekte kimin silahlandırıldığının bilincinde olmalı. Olası sonuçları iyi değerlendirilmeli. İnsan hakları ihlalleri gerçekleştirenlere destek verenler bu ihlallerden de sorumlu olurlar.” demiştir.

IHCR, Amnesty International, UNESCO gibi insan hakları kurumlarının 2013 yılından beri PYD’nin doğrudan PKK’nın kolu olduğunu açıkça belgeleyen ve insan hakları ihlallerini gözler önüne seren sayısız raporu bulunmaktadır.

Buna rağmen ABD hükümetinin ısrarla Stalinist-Marksist bir terör örgütünü silahlandırıyor ve destekliyor oluşu, pek çok açıdan şok edicidir.

ABD hükümeti hem kendi müttefiki olan Türkiye’yi endişelendirmekte hem de 11 Eylül sonrasında NATO üyeleri arasında kabul edilen teröre karşı birlikte mücadele anlaşmasına aykırı hareket etmektedir.

Kore’de Vietnam’da dünyayı komünizm belasından korumak için savaşmış ABD gibi bir devletin, gelecekte kendisi için de bela haline gelebilecek komünist bir yapıya destekçi olması tarihi bir hatadır.

ABD müttefikimiz, dostumuzdur. Ne dostları ne de kendisi için böylesine büyük bir belayı üstlenmesi asla istemeyeceğimiz bir şeydir.

Radikal teröre olduğu gibi, komünist teröre karşı da birlikte mücadele yapmamız şarttır. Bir terör örgütünü yok etmek için diğerini desteklemek dünyaya daha korkunç bir kabus getirebilir

الشّذوذ الجنسي: القذارة التي حرّمها القرآن

quilliam foundation ed husain maajid nawaz adnan oktar harun yahya

الشّذوذ الجنسي: القذارة التي حرّمها القرآن
https://www.youtube.com/watch?v=0RYPITFV-4U

 

Homosexuality: An “abomination” God deemed forbidden in the Qur’an

Among Muslims, there are some who advocate the philosophy of Rumi, some who claim that homosexuality, which the Qur’an defines as an abomination, is legitimate, some who claim that wine, which is unlawful by religion is lawful and some who support the fallacy of Darwinism, which denies the fact that God created everything and try to make an understanding that does not comply with the Qur’an to prevail in the world. This wrongful understanding of Islam advocated by such people is dangerous for the entire Islamic world. Muslims should be very cautious against this attempt to disseminate a philosophy that misrepresents Islam.

QUILLIAM FOUNDATION – Ed Husain – Maajid Nawaz

http://ar.a9.com.tr/

Facebook: https://www.facebook.com/A9ArabicTV

Twitter: https://twitter.com/AdnanOktar56

Münafıklar şeytanın insan postuna ve Müslüman kılıfına girmiş uşaklarıdır.

adnan oktar munafiklar munafik seytan musluman

“Münafıklar şeytanın insan postuna ve Müslüman kılıfına girmiş uşaklarıdır.”

Gavs-ül Azam Şeyh Abdül Kadir Geylani Hazretleri

 

“İlk münafık şeytandır. Hastalıklı ruh hali, ukalalık, kibir, züppelik şeytanın üslubunda yoğun.”

Adnan Oktar

Mevlana Celaleddin Rumi’nin eserlerindeki Türk düşmanlığına örnekler

Mevlana Celaleddin Rumi’nin eserlerindeki Türk düşmanlığına örnekler

İngiliz derin devleti Rumi’lik diyerek yeni bir İslam anlayışı oluşturup Müslümanları pasifize etmeye çalışmaktadır.

Mevlana eserlerinde bu nedenle kadınlar ve Türkler aşağı görülmekte ve evrim savunulmaktadır.

Burada verilen örnekte görüldüğü gibi, Mevlana imzalı eserlerde Türklerin sözde zalim ve yıkıcı olduğu iddia edilmektedir ki aynı şekilde Darwinizm’in temelinde de Türklerle ilgili bu yanlış fikir vardır.

Mevlana eserlerinde bunun yanısıra İslam’a, Kuran’a zıt izahlar ve dine şiddetli saldırı bulunmaktadır, bunu hiçbir müslümanın kabul etmesi mümkün değil.

 

mevlana celaleddin rumi mesnevi adnan oktar a9tv turk dusmanligi 1

“Dünyayı imar etmek Rumlara, yıkmak ise Türklere mahsustur” deniliyor Mevlana eserinde.

Türkleri kendince zalim, merhametsiz gösteriyor Mevlana eserlerinde. İşte bunlar gibi Türkleri zalim gibi göstermeye çalışan mantıkdışı ifadeleri okuyanlar bundan etkileniyorlar, bunun yanlışlığını anlatmak gerekiyor.

mevlana celaleddin rumi mesnevi adnan oktar a9tv turk dusmanligi 2

Mevlana adına basılmış olan eserlerde cinsel sapkınlık, gayri ahlaki açıklamalar, evrim, kadınları aşağılama, Türk düşmanlığı var. Bazı insanlar bunun farkında değiller. Mevlana eserlerindeki sapkın yorumların İslam alemine vereceği zararları da tahmin edemiyorlar ki tehlike büyük ve önemli o yüzden üzerinde durulması gerekiyor.