Didem Ürer özerklik tehlikesine değindi

didem urer demokratik ozerklik pkk bdp guneydogu kurdistan

Didem Ürer: Bütün etnik kökenlilerin vatanımızın bölünmemesi için gayret göstermesi gerekiyor. Özerk yapıyı kurmak isteyen komünist ideolojinin ne olduğunu halkımıza tanıtmalıyız.

Video: https://www.youtube.com/watch?v=wRmsD3WX51c

 

Ücretsiz kitap: Komünizm Pusuda
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/781/Komunizm-Pusuda
komunizm pusuda komunist ak parti akp gezi parki adnan oktar recep tayyip erdogan

Komünist Kürdistan Tehlikesi
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/146212/Komunist-Kurdistan-Tehlikesi
komunis tkurdistan tehlikesi recep tayyip erdogan akp ak parti adnan oktar

Komünist Çin’in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/779/Komunist-Cinin-Zulum-Politikasi-ve-Dogu-Turkistan
komunist cin dogu turkistan recep tayyip erdogan akp ak parti adnan oktar

Terör Sevgiyle Yok Edilir
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/957/teror-sevgiyle-yok-edilir
adnan oktar pkk teror sevgiyle yok edilir kitap basbakan recep tayyip erdogan

Advertisements

Adnan Oktar komünist PKK’nın iç yüzünü deşifre etti

Adnan Oktar: Süper tehlikeli bir olay. Bir de bunun üstünde pek duran olmadığı için sessiz sedasız PKK alttan alta hedefine doğru ilerliyor. Bu konuda konuşma yapanları da işte sanki suçluymuş gibi göstertmek istiyorlar. Buna çok dikkat etmek lazım. Bu ciddi bir tehlikedir ciddi bir gelişme. Zaten konuşmalara da baktığımızda hedefin o olduğu görülüyor. Bir de PKK son zamanlarda özellikle Abdullah Öcalan’ın açıklamalarından sonra kendini dindar göstertmeye başladı. Bu çok tehlikeli bir taktik. Stalin de bu savaş döneminde kiliselere, hahamlara, papazlara müthiş destek vermişti. Savaşta moral yönden etkili olsun diye. Sonra konular hallolduktan sonra gine onları ezmeye başladı. Daha önce de eziyordu ama savaş döneminde destekledi. PKK’da geçici bir destek sağlıyor. Bazı Müslümanlar da buna kanıyor. Bir diyorlar işte sarıkla cübbeyle gezeceğiz, istediğimiz gibi faaliyet yapacağız, bize burada özgür bir ortam sağlayacaklar falan gibi inanıyorlar. Halbuki PKK siyasi yönden yönetimi ele geçirdiğinde yani komünist yönetim kurulduğunda proletarya diktatörlüğü kurulduğunda iflahlarını keserler Müslümanların. Bir tane cami bırakmazlar. Bir tane mescid bırakmazlar. Dini eserler dini kitaplar hiçbir şeyi bırakmazlar. PKK hareketi çok hırslı çok acımasız bir hareket, meydana gelecek felaketi tahmin etmiyorlar. Halk ılımlı sakin sade bir yönetim olacak zannediyor. Böyle bir şey yok. Yani kurt kapanına insanların rahatça kapılmaları için kapanın rahat çalışması için şu an çok ılımlı yaklaşıyorlar ama komünist yönetim kurulduktan sonra acımasız keskin yönünü PKK ortaya çıkartır, daha önceki olayları unutmaması gerekiyor vatandaşlarımızın. Halkı kitleler halinde şehit ediyorlardı çoluk çocuk yaşlı kadın demeden herkesi şehit ediyorlardı onun bin beterini yaparlar Allah esirgesin. Onun için bu büyük tehlikeye karşı tüm partilerin elele verip her türlü tedbiri alması gerekiyor ve bunu da sık sık hemen hemen her gün hatırlatmamız gerekiyor. Özellikle MHP’den biz çok ciddi bir atak bekliyoruz. Sayın Devlet Bahçeli’den, salon toplantıları yapsın büyük konferanslar versin MHP’nin ileri gelenleri Sayın Başbuğ gibi gayet güzel halkı ikna edecek tehlikeye dikkat çekecek konuşmalar yapabilirler. Aynı şekilde Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’da çok güzel konuşmalar yapabilir çok aydınlatıcı faaliyetler yapabilir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Hocam’da gerçi son günlerde bu tehlikeye dikkat çekiyor işte tek devlet tek bayrak ama adamlar bunu dinlemez yani tamamen demagoji olarak görürler çünkü onlar çok kapsamlı ve kararlı ideolojik propaganda yapıyorlar. Bu tip siyasi söylemlerle bu olay durmaz. Darwinizm’e karşı mücadele verilmesi lazım, materyalizme karşı mücadele verilmesi lazım, anti-Stalinist, anti-komünist faaliyet yapilması lazım. Halkın uyarılması gerekiyor ve bütün siyasi partilerin kardeşçe o konuda ittifak etmesi gerekiyor. Orada siyaset olmaz. Orada vatanın birliği mevzubahis. Çok hayati bir konu. Büyük Birlik Partisi olsun, MHP olsun hepsi bu konuda atak olmaları gerekiyor. Bizim demecimizi yayınlamazlar diyemezler çünkü bu kadar güçlü partilerin demeçleri yeri yerinden oynatır. Çok etkileyici olur. Onun için hiç vakit kaybetmemek gerekiyor. Birleşmiş Milletler devreye girebilir, planları da zaten o yönde bazı tiplerin. Vaktimiz varken zamanı varken çok acele edelim. Günler aylar bile önemli. Hemen telafi edecek ataklara başlamak lazım.

Sayın Adnan Oktar’ın A9 TV’deki canlı sohbetinden (3 Nisan 2014; 23:00)
Video: https://www.youtube.com/watch?v=wOJ1VcjUG0o

Ücretsiz kitap: Komünizm Pusuda
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/781/Komunizm-Pusuda
komunizm pusuda komunist ak parti akp gezi parki adnan oktar recep tayyip erdogan

Komünist Kürdistan Tehlikesi
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/146212/Komunist-Kurdistan-Tehlikesi
komunis tkurdistan tehlikesi recep tayyip erdogan akp ak parti adnan oktar

Komünist Çin’in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/779/Komunist-Cinin-Zulum-Politikasi-ve-Dogu-Turkistan
komunist cin dogu turkistan recep tayyip erdogan akp ak parti adnan oktar

Terör Sevgiyle Yok Edilir
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/957/teror-sevgiyle-yok-edilir
adnan oktar pkk teror sevgiyle yok edilir kitap basbakan recep tayyip erdogan

Seçim haritasındaki büyük tehdit

2014 yerel secim sonuclari haritasi basbakan recep tayyip erdogan pkk adnan oktar

Türkiye’de son bir yılın özetinde, Gezi parkı protestoları, daha fazla demokrasi isteyen liberaller, yolsuzluk soruşturmaları, hükümet-Gülen cemaati çekişmesi ve ses kasetleri var.

Her yeni günde yeni bir skandal, öfkeli söylem, suçlama ve karalama kampanyası ile uyanan Türkiye’de acaba bu bir yıl içinde ihmal edilen veya gözden kaçan bir şey var mıydı?

Vardı elbette. Seçim sonuçları bunu tüm açıklığı ve çıplaklığıyla gösterdi. Güneydoğu üzerinde kurgulanan kirli planın krokisi, Türkiye’nin seçim haritası üzerinde ayan beyan görünüyordu. BDP, eskisinden daha fazla şehir belediyesini alarak, daha fazla alana yayılarak, oradaki tüm diğer siyasi partiler üzerinde hakimiyet kurmuş ve zaferini ilan etmişti.

Şunu belirtmeliyim, BDP siyasi bir partidir. Elbette diğer siyasi partiler gibi demokratik hakları vardır, barışçıl bir politika izlemektedir ve bu devletin koruması altındadır, zaten olmalıdır. Fakat BDP’nin PKK tarafından desteklenen bir parti olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Dahası, BDP liderlerinin çeşitli şekillerde özerklik meselesini dile getirmeleri, bunu özellikle son dönemlerde sıkça yapmaları gözden kaçmamaktadır.

Özellikle PKK’nın yayın organı olarak bilinen Özgür Gündem gazetesinin seçim sonuçlarını “Özerkliğe ve Öcalan’a evet” manşetiyle duyurması, Bitlis’te kutlamaların binalara asılan dev Öcalan afişleriyle yapılması, Gültan Kışanak’ın “halk, kendi öz yönetimini inşa seçimini yaptı” şeklindeki seçim yorumu çok ciddi ve ürkütücü bir tehdidin habercisidir. 1
Bazıları bunu safça, “çözüm sürecinin doğal sonucu”, “halkın seçimi” şeklinde yorumluyorlar.

Güneydoğu illerimizde halkın üzerinde kurulmuş psikolojik ve fiili baskı sistemini göremiyorlar. Bu bölgelerde, özellikle küçük kasabalarda pek çok Kürt kardeşimizin PKK tehdidi altında olduğunun, kardeşlerimizin pek çok belde de açık oy prosedürüne zorlandıklarının farkında bile değiller. Ahlat’ta seçimin kaybedilmesi üzerine gerçekleşen terörün nedenini ve boyutlarını göremiyorlar.

Uzun zamandır, çözüm süreci şemsiyesi altında PKK, farklı bir strateji yürütüyor. Gerilla saldırıları yerine içeriden, sinsi taktiklerle bölünmenin yollarını arıyor. Ve bu konuda büyük ölçüde yol almış görünüyor.

Şimdiki taktik, halkı baskı altında tutarak, belediyeleri PKK’nın sempati duyduğu bir partiye teslim ederek, bölgede daha rahat komünizm propagandası yaparak Güneydoğu’yu Türkiye’den koparmak. Dikkat edilirse özellikle son aylarda Türk halkı bölünme fikrine, süslü kelimelerle, kibarlaştırılmış özerklik tarifleriyle alıştırılmaya çalışılıyor. “Demokratik özerklik”, “kanton”, “otonomi” gibi yeni, sözde yumuşatılmış, daha az tepki çekecek isimlerle bir algı kontrolü oluşturulmaya çalışılıyor.

Pek çok kişinin tatlı dille bu konuda ikna edileceği, böyle bir bölünme şeklinin de zararsız olacağı telkin ediliyor. Bunun için de oldukça yüklü ve kurnazca bir propaganda ve ikna yöntemi kullanılıyor. Sn. Adnan Oktar’ın seçim sonrasında önemle dikkat çektiği gibi, “Eğer PKK, Güneydoğu halkının gözünde legal hale getirilirse; halk bu durumu özellikle devletin yenilgisi olarak algılarsa, bu çok büyük tehlike demektir. PKK’nın yoğun baskısı bir müddet sonra yurt dışından gelen baskılarla birleşirse, örneğin BM vs. özerklik olsun diye referandum için dayatırsa Türkiye’yi bölünme aşamasına getirebilirler, tehlike çok büyük.”2
Ülkemiz için zararsız bir bölünme şekli yoktur.

PKK’nın yegane amacı, Güneydoğu’yu Türkiye’den koparıp orada komünist bir devlet kurmaktır. Orada yıllardır baskı altında yaşayan Kürt kardeşlerimizi komünizm vahşeti altında esaret altına almaktır. Bu, Kürt kardeşlerimiz başta olmak üzere bütün Türkiye için felaket demektir.
Şu an Türkiye kendi içinde çok çeşitli sorunlarla boğuşuyor. Oysa Türkiye’nin dikkat vermesi gereken en büyük ve acil sorun budur. Yine Sn. Adnan Oktar’ın belirttiği gibi “Tüm partilerin milli mutabakat yapması ve bölünme tehlikesine karşı gereken tedbirlerin alınmasını sağlaması” gerekmektedir. Şu çok iyi bilinmelidir ki, Güneydoğu’yu komünist zulmün eline terk etme gibi bir niyetimiz hiçbir şekilde yoktur. Bunun için, bizi oyalayan ve daha da önemlisi bizi içten bölen, gücümüzü kıran diğer konuları en azından şimdilik bir kenara bırakıp milli birlik içinde bu konuya sahip çıkmamız büyük önem taşımaktadır.

http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/37036-secim-sonuclari-aciklandi-ozerklik-vurgusu-artti.html 

http://www.sonyorumhaber.com/haber/gundem/adnan-oktarin-secim-sonrasi-degerlendirmeleri/21316.html

Kaynak: http://www.haberhilal.com/yazar-Secim-haritasindaki-buyuk-tehdit–5672/

Ücretsiz kitap: Komünizm Pusuda
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/781/Komunizm-Pusuda
komunizm pusuda komunist ak parti akp gezi parki adnan oktar recep tayyip erdogan

Komünist Kürdistan Tehlikesi
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/146212/Komunist-Kurdistan-Tehlikesi
komunis tkurdistan tehlikesi recep tayyip erdogan akp ak parti adnan oktar

Komünist Çin’in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/779/Komunist-Cinin-Zulum-Politikasi-ve-Dogu-Turkistan
komunist cin dogu turkistan recep tayyip erdogan akp ak parti adnan oktar

Terör Sevgiyle Yok Edilir
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/957/teror-sevgiyle-yok-edilir
adnan oktar pkk teror sevgiyle yok edilir kitap basbakan recep tayyip erdogan

2014 yerel seçimleri sonuçları haritası ne diyor?

2014 yerel secim sonuclari haritasi adnan oktar akp pkk bdp

2014 yerel seçimlerini; 17 Aralık Operasyonu, tapeler, mitingler, Kırım, Ukrayna, İran, Irak petrol hatları, IŞİD, Süleyman Şah Türbesi, Suriye, mülteciler, Gezi Olayları derken geride bıraktık. İktidar partisi bir önceki yerel seçimlere göre oylarını arttırarak birinci olarak çıktı. Bu yerel seçimler ülkemizin geleceği ile ilgili olarak hepimize çok önemli bir konuyu tekrar hatırlattı: Doğu ve Güneydoğu’da Bölünme Riski…

Doğu ve Güneydoğu’da 2009 yerel seçimlerinde 8 il belediyesi kazanan BDP, bu yerel seçimlerde belediye sayısını 11’e yükseltti. Ağrı, Mardin ve Bitlis’i AK Parti’nin elinden aldı. Ayrıca Iğdır’da oyunu yükseltirken, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun memleketi Tunceli’yi de elinde tuttu. Urfa’da ise belki kazanamadı ama oylarını arttırdı.

Bilindiği gibi; Doğu ve Güneydoğu halkı hem PKK’nın hemde iddia edilen “Ergenekon” yapılanmasının bölgede uyguladığı faaliyetler yüzünden büyük sıkıntılar çekti. Bölgede etkin olmaya çalışan güçler, Kürtleri ötekileştirerek bir bölgeye, Türkleri başka bir bölgeye hapseden bir mantık öngörüyordu. Yüzyıllarca birlikte kardeşçe yaşayan Kürtleri Türklere düşman yapabilmek için Kürt halkına zulmettiler, tehdit ettiler, korkuttular, ezdiler, işkenceler yaptılar.

Ülkemizde bazı kişiler yoğun bir şekilde yapılan propagandalar sonucunda Kürt halkını görmeye bile tahammül edemez hale geldi. Bölgeye hizmet gitmesini istemiyor, o bölgenin coğrafyasını bile sevmiyorlar. Kürtlerin ezilmesini mubah görüyor ve onlarla aynı ülkenin topraklarını paylaşmak istemiyorlar.

Hâlbuki Türk milleti için vatanın bütünlüğünün ve manevi değerlerinin  korunması, her şeyden önce gelir. Milletimiz bu değerlere verdiği önemi tarih boyunca ve Kurtuluş Savaşı’nda çok net göstermiştir. Bu toprağın insanları Kürt olsun, Türk olsun, Çerkes ya da Laz olsun kutsal saydığı değerler ve vatanın savunması uğruna gözünü kırpmadan şehit olmuştur.

PKK yerel seçimlerden sonra aldığı güç ile hükümete yönelik baskısını arttırarak Avrupa’da yoğun lobi faaliyetlerine girecektir.. AB, BM ve ABD’nin de PKK ile ilgili baskısı artacaktır. Aslında AIHM’nin Öcalan ile ilgili tavsiye kararı tüm bunların habercisi olmuştur. Bütün bu baskıların nedeni Türkiye’ye federasyon ya da özerkliği dayatmak. Ve bu konuda bir referandum düzenlenmesini sağlamak olacaktır.

2014 yerel seçimlerinin sonuçlarına göre Türkiye’nin halledilmesi gereken en acil ve önemli konusu “Bölünme Tehlikesi”
2014 yerel secim sonuclari haritasi harita pkk adnan oktar
Hükümet, Doğu ve Güneydoğu bölgesine özel bir önem veriyor. Bölgenin kalkınması için çok çaba sarfediyor, planlar yapıyor. Bölgenin iktisadi olarak kalkınması elbette çok önemli. Sanayinin, altyapının gelişmesi, havaalanları, köprüler, barajlar, yollar bölge halkının yaşam standardını yükseltmek için gerekli ama öncelikli mi?

Türkiye’nin bölgesinde önder ve lider olması için öncelikli olarak iç tehlike olan PKK’yı tamamen etkisiz hale getirmesi gerekir. Ortada PKK tehlikesi varken, hükümetin bütün dikkatini, mücadele gücünü ve enerjisini terör örgütüne yönlendirmeli.

Bu mücadele bir ulusal dava ve bu davada başta CHP, MHP olmak üzere diğer bütün partilerin de hükümete destek olması gerekir. Ülkenin önde gelenleri, politikacılar, siyasiler, bürokratlar, işadamları ve STK’lar birlik olarak strateji geliştirerek ortak hedefleri olan PKK ile mücadele etmeli.

Türkiye, yıllardır PKK ile mücadelede ülke bütçesinin büyük bir kısmını harcamış, on binlerce şehit vermiş. Artık PKK’nın oyalama stratejisini bertaraf edip bölünmeye karşı gereken tebdiri almak pek çok şeyden önemli. Hükümet bu konudaki kararlılığı ile beraber bölge halkına şefkatini ve sevgisini de göstermeli.

Doğu ve Güneydoğu bölgesinde seçim mücadelesi yıllardır AK Parti ile BDP arasında geçiyor. MHP, CHP ve diğer partilerin bölgedeki varlıkları neredeyse hiç yok. Birçok yerde partiler teşkilatlanma bile yapamıyor. Bölge halkı, BDP dışındaki partilerden değil aday olmak, söz konusu partilerin teşkilatlarında çalışmaktan bile korkuyor. BDP haricindeki partilerin seçimler öncesinde maruz kaldığı şiddet olayları ve seçimlerden sonra Ahlat, Muş’ta yaşananlar bu korkunun gerçekliğini de ortaya çok net bir şekilde koyuyor. Acilen Güneydoğu’da tüm partilerin aktif olarak faaliyette olup seçim çalışması yapabileceği bir bir düzen kurulmalı.

Tüm bu olanlar PKK’nın kendisini bölgenin hakimi ve mutlak yöneticisi gibi gördüğünün göstergesi. PKK halkı baskı ile sindirerek kontrolü altında tutma çabasında. Gün geçtikçe Güneydoğu halkının gözünde devlete alternatif, legal bir yapılanmaymış gibi bir imaj oluşturuyor. PKK, çözüm süreciyle birlikte asker ve polisin bölgedeki etkinliğini azaltmasını bir fırsat olarak görüyor.

Siyasi partiler Doğu ve Güneydoğu’daki faaliyetlerinde partilerini değil, Türkiye’nin geleceğini düşünmeliler. Birlik olup aralarında mutabakata varıp bölünme tehlikesine karşı ortak strateji ile davranmalılar ve acil önlem almalılar.
Mart 2014 itibariyle Doğu ve Güneydoğu bölgesi için tehlike sinyalleri çalıyorsa da henüz çok geç değil. Henüz yapılabilecek şeyler var. Bunun için;

1) Büyük çoğunluğu dindar olan bölgede komünist terör örgütü PKK ile paralel taleplerde bulunan BDP’nin bu kadar oy alması olağan karşılanmamalı,
2)Başta AKP, CHP ve MHP olmak üzere bütün partiler BDP’ye karşı bölgede mutabakat kurmayı, hatta-bölgeye özgü olmak üzere- aralarında ittifak kurmayı bile düşünmeliler,
3)Güney Doğu halkı manevi olarak güçlendirilmeli. Bunun için komünizm tehlikesinin halka çok iyi bir şekilde anlatılmalı.

Bu somut adımlar atıldığı takdirde Güney Doğu Anadolu’daki bölünme riski ortadan kalkabilir. Türkiye’nin varlığı ve bütünlüğünün bütün siyasi kaygıların ve partilerin üzerinde olduğu unutulmamalıdır.

 

 

Boş yere kendini kimse çapulcu ilan etmesin – Adnan Oktar

adnan oktar capulcu kemal kilicdaroglu basbakan recep tayyip erdogan

 

DİDEM ÜRER: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bugün nikah töreninde; “bu iki çapulcuya ömür boyu mutluluklar diliyorum ve onlardan yeni çapulcular bekliyorum” esprisi yapmıştı. Sayın Bülent Arınç da Türk toplumunun reddettiği bir sıfatı evli bir çifte verdiği için, Sayın Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi.

ADNAN OKTAR: Çapulcu denen bir şey vardır tabii ki. Çapulcudan Başbakanın kastı, milletimizin kastı; adam öldüren adam öldürmeye kastetmiş, polise saldıran, polisi yakmak için girişimde bulunan , polisin üstüne bomba atan. Molotof kokteyli demek yangın bombası, yangın bombası atıyor. Böyle bir insana ne diyeceksin? Tabii ki çapulcu denir. Böyle bir insana ne diyeceksin? Tabii ki çapulcu denir. Ama barışçıl gençler, kan dökmemiş, cinayet azmi yok, kimseyi yakmaya, yıkmaya yönelik bir içinde hırsı yok. Bu insan niye çapulcu olsun? Onun için orada çapulcunun tarifinin ısrarla yapılması lazım. “Çapulcudan kastımız bu” diye. Boş yere kendini kimse çapulcu ilan etmesin. Çünkü çapulcunun ne olduğu belli. Eskiden beri vardır. Çapulcu vasfı yoksa, demokratik eylem yapan sevecen gençlere niye çapulcu densin? Kimse demez. İnandırıcı da olmaz. Zorla da kendine çapulcu vasfını almaya kalkarsan, bu da yapmacık olur, zorlama olur. Artık espriden de çıkar. Biraz tatsız tuzsuz bir görünüm verir. Espriyi de tadında bırakmak lazım. Aynı espri binlerce kere yapılmaz. Tamam nükteli bir espri bulunduysa bir kere yaparsın, insanlar güler. Hadi iki kere yaparsın güler. Ama yüz kere yaparsan hani “kabak tadı verdi” derler ya böyle, bir acayip bir şey olur. Yakışık almaz. Sayın Kılıçdaroğlu da sevecen bir insan, kökeninde çok sevecen bir insan. Avrupa’ya dönük olması çok güzel. Avrupalılaşmak istemesi çok güzel. İsrail’e, Musevilere şefkatle bakıyor olması çok güzel, inşaAllah.

Adnan Oktar’ın 23 Haziran 2013 tarihli A9 TV röportajından

Ülkelerle sevecen, uzlaşıcı bir politikayla bağlantı kurmak lazım – Adnan Oktar

adnan oktar diplomasi politika siyaset

 

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; “devlet adamına yakışan, ülkesinin çıkarlarını savunmaktır. Devlet adamları ben asarım, ben keserim. İstediğimi yaparım diye yola çıkmazlar. Bugün geldiğimiz noktada bu zihniyet tarafından ülkenin yönetildiği gerçeğidir. Biz yönünü batıya, dünyaya çevirmiş bir ülkeyiz. Ülkeyi bu rayın üzerinden alıp başka bir raya oturtmak, herkesle kavgalı olmak doğru değildir” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii ülkelerle sevecen, uzlaşıcı bir politikayla bağlantı kurmak lazım. Mesela Suriye’yi ikna etmek mümkündü bence. En başından. Buraya geliyordu ya o. Otur buraya dersin. İslam alemi çok eziliyor. Çok ızdırap çekiyor. “Boş yere acı çekiyorsun. Suriye bizim eski bir toprağımız. Sizler bizim canımızsınız. Beraberiz. Kaldıralım sınırları. Güzel bir örnek meydana getirelim. Çok demokratik, sanat, bilime önem veren, hoş bir yapı meydana getirelim” denmesi gerekiyordu. Uzun süre seyredildi Suriye. Ateş bir anda etrafı sarmaya başladığında müdahale edildi ama artık ev yanarken adam kurtarmak ayrıdır, ev dururken adam kurtarmak ayrıdır. Hadi diyelim oldu bitti, şu anda da mümkün yine mümkün. En şiddetli kavgada bile arayı bulmak mümkündür. Ya bir dakika dersin iki tarafa da gelin buraya oturun, yatıştırıp asgari müşterekle ittifak ederek kavga sonlandırılabilir. Karmaşa sonlandırılabilir. İsrail’le ilişkilerde de öyle, çünkü dinsiz bir İsrail’dense dindar bir İsrail bizim için güzel. Ne güzel dört bin yıldan beri Allah’a, Peygamberlerine sadıklar. Yani bu eleştirilecek bir şey değil, güzel bir şey. Tevrat’a sadıklar, Tevrat kaybolacaktı, onların sayesinde duruyor, vesile oluyorlar. Dolayısıyla onlara da mesela asgari müşterekle ittifakla bağlantı kurmak, sevecen bir yaklaşım, buralar eskiden bizim topraklarımızdı sizler buraya geldiniz iftihar ediyoruz. Burada çok güzel yaşayın, daha da geniş alanda yaşayın. Kaldıralım şu sınırları. Hz. Süleyman (a.s)’ın mescidini biz üstleniyoruz yeniden inşa etmeyi, birçok ülkede buna katkıda bulunur. Muazzam bir mescit yapalım, sınırları da kaldıralım. Filistin’de devlet olsun. Bunlar mazlum insanlar, tertemiz, buranın eski halkı. Müslüman muttaki insanlar. Birde aynı ırktanlar zaten. Hepsi İbrani, köken olarak İbrani’ler. Biri İsmail’in evlatları Hz. İsmail’in, biri Hz. İsrail’in evlatları. Beraber mutlu yaşayalım denebilir. Yatıştırıcı konuşmayla, ikna ile çok kolay meseleler halledilebilir. Bağnazlar var, kemik kafalı bağnazlar var. Bunlar azgınlar hakikaten, halkı tahrik edebiliyorlar ama lider kadro her zaman güçlüdür. Liderler bir şeye karar verdi mi, bağnazların tısı çıkmaz, yapacak güçleri kalmaz. Bağnazlara tepeden bir güç, yukarıdan bir güç olumlu etki yapar. O yüzden meselelerde açmaz kilitlenme diye bir şey olmaz. Sadece başarılı, becerikli bir politika izlenmemiştir, olay oradan kaynaklanıyordur. Çünkü bütün güç Allah’ın. Barış sağlanmayacak bir şey değil, dostluk sağlanmayacak bir şey değil. Ama son derece iyi niyetli olmak lazım, çıkar peşinde olmamak lazım. Bir de diyorlar ki; “dış politikada milli çıkarlarımız doğrultusunda dostluk bağlamlarımızı güçlendirmek istiyoruz. Kardeşim çıkar devreye girdi mi savaş başlar. Ne çıkarı yani? Nitekim de savaşların nedeni o. Çıkar yok, Allah rızası için. Allah’ın rahmeti, rızası, cenneti için, sevgiyle, şefkatle, fedakarlıkla, egoistlikten uzak olarak. Açık açık söylenmiş oluyor orada; “çıkar için yaklaşıyorum” diyor. O zaman adamda seninle çıkarı için mücadele eder o zaman. İki tarafın çıkar hırsı varsa mutlaka kavga çıkar. Yani adam en fazla çıkar elde etmek isteyecektir. Sende en fazla çıkar elde etmek isteyeceksin. Böyle bir şey nasıl uzlaşma olsun? En yüksek iki çıkar birlikte geçinemez. Bir çıkar diğer çıkarı yutar. O zaman kavga başlar. Mehdiyet işte çıkarsız olduğu için, samimi olduğu için, sevgiyle her şeyi halledebiliyor. Mehdiyet’te mal dağıtma var. Bunda çıkar var mı? Mal dağıtıyorsun. Adalet var, sevecenlik var, sevgi var. Allah rızası için seviyorsun, her şey Allah rızası için olduğu için, Mehdiyet başarılı oluyor.

Adnan Oktar’ın 23 Haziran 2013 tarihli A9 TV röportajından

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözünü dinlerse CHP çok rahat iktidar olur – Adnan Oktar

kemal kilicdaroglu gulseren onat huseyin gulerce adnan oktar chp

Didem Ürer: CHP’de Gülseren Onat CHP tabanı yüzde 65’i çözüm sürecini destekliyor denince istifa ettirilmişti, Sayın Kılıçdaroğlu tarafından, talebeyle. Onun üzerine Hüseyin Gülerce Hocamız da, “vesayet zeminin çöktüğünü, CHP’nin bunu anlamadığını ve anlamak istemediğini” söylüyor.

Adnan Oktar: Vesayetle ne alakası var? Hanımefendi ilginç bir çıkış yapmış, onun izzet-i nefsine dokunmuş. Vatanını milletini seven bir insan, bölünmeye karşı olan bir insan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. O üslubun ürkütücü olduğu kararına varmış. Dolayısıyla partinin ortak bir görüşü var, ortak görüşüne muhalif biri çıkarsa; mesela çıksa dese ki birisi, “arkadaş ben komünistim” dese CHP’nin içerisinde, rahatsız olur. Gitsin komünist partide görev yapsın. Öyle bir kafası varsa, o kafayı savunan, yüzde 65 dediği o kafayı savunan birileri varsa, gidip onlarla görüşsün, onlarla konuşsun. Bu çok normal. CHP’nin içi fokur fokur kaynayacak diye bir şey yok. CHP’nin zaten sorunu o. Liderin değdi olması lazım. Sayın Kılıçdaroğlu’nun sözünü dinlerse CHP çok rahat iktidar olur. Biri oradan bir şey diyecek, biri oradan bir şey diyecek, o oradan çekiştirecek, o oradan çekiştirecek kuvvet bölünüyor. Olur mu? Yani üç kişi ortadan bir şeyi çekiştirse kopar o. Olmaz. Bir kişinin kontrolünde olması lazım. Mesela bak Recep Tayyip Erdoğan Hocam lider olarak AK Parti’yi sürüklüyor, götürüyor hakikaten. Herkes ona itibar ediyor. Ve parti başarılı oluyor. Üç dört ayrı ses çıkmış olsa AK Parti’de, AK Parti bölünür, gider AK Parti. CHP’nin sorunu bu ve doğru olanı yapıyor Sayın Kılıçdaroğlu. Hoca da onu eleştirmiş, yanlış. Tabii, istifa et falan dediklerini zannetmiyorum da kadın anlamıştır. Ayrı bir görüşteyse, ayrı bir düşüncedeyse, kendi mecrasında gitmesi lazım. Kılıçdaroğlu’na şimdi akıl vermeye kalkarsa, CHP’yi kendi çizgisine çekmeye kalkarsa, CHP, CHP olmaktan çıkar o zaman. Atatürkçü, milliyetçi bölünmeye karşı olan bir mantığı var CHP’nin. Hanımefendi de bölünme olsun dememiştir şüphesiz ama orada bir ilginçlik görmüştür, başka istihbari bilgilerde vardır, ona bağlı olarak böyle bir karar ortaya çıkmıştır. Yani tek bir sözle karar alacak bir insan değil Sayın Kemal Kılıçdaroğlu.

Adnan Oktar’ın 20 Nisan 2013 tarihli A9 Tv röportajından

Video: http://www.youtube.com/watch?v=pMBrmCERSV4

Sayın Adnan Oktar’ın Twitter hesabı: https://twitter.com/adnan_oktar

CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay Bediüzzaman Said Nursi için çok güzel bir açıklama yaptı

faik tunay bediuzzaman said nursi adnan oktar chp

Didem Ürer: CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay, Bediüzzaman Said Nursi için çok güzel bir açıklama yaptı, şöyle söyledi; ‘‘Biz, büyük değerleri ne yazık ki hep kaybettikten sonra anlarız. İslam için, ülke için hiçbir şey beklemeden çabalayan ve bunu çağının çok ilerisinde görüş ve vizyonla yapan Bediüzzaman Said Nursi’yi rahmetle anıyorum. Önyargıyla yaklaşanların hakkındaki kitapları ve tabii ki Risale-i Nur okumalarını tavsiye ediyorum. Ondan sonra daha objektif yorum yapacaklarını düşünüyorum’‘ dedi.

Adnan Oktar: Kardeşimi bir kere tebrik ediyorum. Şahane, çok iyi. CHP de böyle, üçte bir milletvekili sayısı olsa, direkt iktidar olur CHP. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na tabi olsalar, yine direkt iktidar olur. Karmaşa çok. Yani karşılıklı çekimler var. Bu olmaz. Mesela bir konuştu Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, nur gibi, şahane, Peygamberimizin (s.a.v)’in Doğum Haftası’nda nefis bir konuşma, tam Müslüman evladı, nur gibi yani bayağı güzel.

Didem Ürer: Genel olarak üslubu çok güzel, bu beyin Hocam. Ve Twitter’da sürekli mütevazi üslubuyla, dindar üslubuyla dikkat çekiyor.

Adnan Oktar: Aslan o aslan, maşaAllah, Allah yolunu açık etsin. İşte CHP mesela böyle insanlara daha çok önem versin, daha kilit noktalara getirsin. CHP şahlanır. Kardeşim modern dindar ne güzel işte, kaliteli dindar ne güzel. Aranan bu. CHP tam anlamıyla sahip çıksın. Muhteşem olur, çok çok güzel olur.

Adnan Oktar’ın 21 Nisan 2013 tarihli A9 Tv röportajından

Video: http://www.youtube.com/watch?v=kVjgYohDyZg

Sayın Adnan Oktar’ın Twitter hesabı: https://twitter.com/adnan_oktar

Deniz Baykal 5 vakit namazında – Adnan Oktar

kemal kilicdaroglu deniz baykal adnan oktar 2013

 

Adnan Oktar: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, çok efendi bir insan. O da çok terbiyeli, ne güzel mesela CHP’nin başında öyle bir insan olması. Deniz Baykal da öyle. İkisi de çok dindarlar. Ben o yönden çok seviniyorum. Mesela Deniz Baykal, 5 vakit namazında, Kılıçdaroğlu da çok İslam’a karşı, Kuran’a karşı muhabbeti olan insan. Bir de kabil-i hitap bir insan, sevecenliği iyi, şefkati iyi, demokrasiye vurguları güzel. Israrla demokrasiden bahsediyor. Mesela askeri vesayet sistemi, askerin siyasete karışması, darbeler, onlara karşı olduğunu söylüyor, sık sık, o kalbimizde ferahlık meydana getiriyor, çok güzel. CHP’de kaliteli bir partimizdir, güzel bir partimizdir.

Adnan Oktar’ın 18 Nisan 2013 tarihli A9 Tv röportajından

Video: http://www.youtube.com/watch?v=28y0cqTZPCs

TÜRKİYE’NİN GÜNEYDOĞU’SUNU NEDEN BÖLMEK İSTİYORLAR? 1. BÖLÜM

Suni Bir Terim “Kürt Sorunu”

Uzun yıllardır ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir “Kürt sorunu” terimi var. Kürt sorunu ifadesi yıllarca pek çok insanı aldatmayı başardı. Öyle ki insanların bir kısmı, Kürt kardeşlerimizden kaynaklanan bir sorun ile karşı karşıya olduklarını zannettiler. Sanki Kürt kardeşlerimiz bu vatanın bir evladı, Türkiye Cumhuriyetinin bir ferdi değilmiş gibi, Türkler ve Kürtler arasında suni bir husumet olduğuna inandılar. “Kürt sorunu” ismi işte bu şekilde bir propaganda malzemesi haline getirildi.

Oysa “Kürt sorunu” ifadesi tamamen bir aldatmacadan ibarettir, Türklerle Kürt kardeşlerimiz arasında ayrılık çıkarma amacıyla konulmuş sahte bir isimdir. “Kürt Sorunu” ismi sürekli kullanılınca, ortada Kürtler ile Türkler arasında gerçekten bir sorun varmış gibi bir izlenim oluşturulmuş, suni bir husumet ortamı var edilmiştir. Laz, Çerkez, Gürcü kısacası her soy, Türk toprakları içinde “Türk” kimliği altında rahatlık ve huzur içinde yaşarken, kendi geleneklerini uygular, kendi dillerini istedikleri gibi kullanır ve “Türk” olarak nitelenirken; bir anda Kürtlerin kendi dilleri, gelenekleri ve “Türklükleri” sorgulanır hale getirilmiştir. Yıllarca aynı topraklarda Türk kimliği altında birlikte yaşayan Türkler ve Kürtler arasında bu suni ayırım meydana getirilince, büyük bir kesim gerçekten bir sorun olduğunu zannetmiş ve bugünkü bölünme konuşmaları suni bir zemin bulmuştur. Oysa aslında “Kürt sorunu” adı altında kirli ve tehlikeli bir oyun oynanmaktadır.

kurt sorunu pkk sorunu komunizm adnan oktar abdullah ocalan

 

“Kürt sorunu” olarak adlandırılan ve birtakım çevreler tarafından desteklenen bu suni sorun, bölgede oluşturulmaya çalışılan komünist, Stalinist ve Leninist hakimiyetin ön hazırlığıdır. Bilindiği gibi komünist rejimler kargaşa ve çatışma ortamında hayat bulurlar. Bir komünist rejimi hakim edebilmek için de öncelikle devlet yönetimine karşı bir hareket başlatılmalı ve bununla bir çatışma atmosferi oluşturulmalıdır. Komünizm; çatışmayı, vahşeti, terörü gerekli kıldığından (bu konuya ileriki sayfalarda detaylı olarak değinilecektir), kargaşa sağlandığında ortam komünist rejimin yerleşmesi için uygun hale getirilmiş olacaktır. Komünist rejimlerin hakim olduğu Çin, Kamboçya, Kuzey Kore gibi ülkelerin tümünde bu taktik kullanılmış; propaganda yöntemleriyle halk galeyana getirilmiş, ardından oluşturulan vahşet rejimleriyle bu ülkelerde milyonlarca insan katledilmiştir. Ülkemizin güneydoğusunda oynanan oyun da işte böyle bir planın parçasıdır.

Güneydoğu’daki sorunun Kürt milliyetçiliği ile ya da Kürtlerin içinde bulundukları şartlarla hiçbir ilgisinin olmadığı, sözde “Kürt sorunu” bahanesiyle nasıl bir kargaşa ortamı oluşturulmaya çalışıldığı iyi anlaşılmalıdır. Hedeflenen komünist zulüm sistemini ve bu zulüm sistemi içinde Kürt kardeşlerimizin nasıl harcanacağını daha iyi anlamak için de PKK’nın ideolojisini yakından incelemek gerekir. Bu sapkın ideoloji, Marksist, materyalist, Stalinist ve Leninist ideolojidir ve temeli yalnızca ve yalnızca Darwinizm’e dayanır.

PKK; Darwinist, Marksist, Stalinist ve Leninist Bir Yapılanmadır

Darwinizm Nasıl Bir İdeolojidir?

Darwinizm, yani evrim teorisi özetle, dünyada canlılığın tesadüfen başladığı ve doğadaki tüm canlı türlerinin yine tesadüfen birbirlerinden türedikleri -yani evrimleştikleri- şeklindeki hayali bir iddiayı savunur. Bilimsel açıdan tamamen bir aldatmaca olan bu iddiaya göre yeryüzündeki çeşitliliğin başlangıcı, çamurlu sularda kendi kendine oluşmuş bir bakteridir ve canlılar bu hayali bakteriden türeyerek bugünkü hallerini almışlardır. Yine bu mantık dışı iddiaya göre, insan da maymun türlerinden türeyip gelişmiş ve insanlaşmıştır. Günümüz bilimi karşısında tamamen geçerliliğini yitirmiş olan evrim teorisinin bu basit mantığına göre, bir şempanzenin insana dönüşebilmesi için, biraz iki ayak üzerinde durma denemeleri yapması, biraz alet kullanabilmesi ve sıcaktan rahatsız olup tüylerini dökmesi yeterli olmuştur…

Elbette bu bir hikayedir. Evrim teorisi, tarihin en büyük bilim sahtekarlığıdır. Darwinistler, canlılığın başlangıcı olarak kabul ettikleri hayali ilk bakterinin sahip olduğu proteinlerden tek bir tanesini bile açıklayamamaktadırlar. Çünkü tek bir proteinin tesadüfen meydana gelebilmesi imkansızdır. Kesinlikle mümkün olmamakla birlikte, canlılığın herhangi bir şekilde kendiliğinden ortaya çıktığını varsayılsa da sonuç değişmeyecektir çünkü türlerin birbirine dönüşümü de imkansızdır. Bir canlı, asla ve asla kendi genlerinde kodlanmış özelliklerin dışında yeni özelliklere sahip olamaz. Genetik bilimi, bu iddiayı da kesinlikle reddetmektedir.

deniz canlilari evrim teorisi adnan oktar harun yahya pkk

 

Evrim teorisini bilim karşısında çöküşe uğratan temel noktaları kısaca özetlemek gerekirse:

  • Canlılar mevcut genetik bilgilerinin dışına çıkamazlar, genlerinde olmayan yeni bir bilgiyi zaman içinde veya dış etkilerle kazanamazlar.
  • Mutasyonlar hiçbir zaman canlıda gelişmeye sebep olamaz, mutlaka organizmaya zarar getirirler. Asla ve asla canlıya yeni bir bilgi ekleyemezler.
  • Türden türe hayali değişimi belgeleyecek milyarlarca fosil kaydının bulunması, yani çok sayıda “ara formların” olması gerekmektedir. Fakat Darwinistlerin iddia ettiği türden türe geçişi gösteren tek bir tane bile ara geçiş fosili YOKTUR.
  • Bir tane ara form olmamasına rağmen canlıların milyonlarca yıl hiç değişmeden -yani evrimleşmeden- kaldıklarını gösteren 350 milyondan fazla fosil bulunmaktadır.
  • Asıl önemli nokta ise, –yukarıda belirttiğimiz gibi– DARWINİSTLER TEK BİR PROTEİNİN KENDİ KENDİNE MEYDANA GELİŞİNİ AÇIKLAYAMAMAKTADIRLAR. Bu büyük gerçek, evrimi tamamen ortadan kaldırmak için yeterlidir.

Fosil kayıtları son derece zengindir ve canlılığın kökenini anlamak için yeterli sayıdadır. Fosilleri incelediğimizde farklı canlı türlerinin, aralarında hayali evrimsel “geçiş formları” olmadan, yeryüzünde bir anda ve farklı yapılarıyla, ayrı ayrı ortaya çıktıklarını görürüz. Bu da tüm canlıları Yüce Allah’ın yarattığının delillerinden biridir.

sahte fosil sergisi degil adnan oktar harun yahya pkk evrim teorisi

fosil sergisi adnan oktar evrim teorisi harun yahya pkk komunizm

Bütün bunlardan da anlaşılabileceği gibi, evrim teorisi bilimin yalanladığı büyük bir sahtekarlıktır, daha canlılığın başlangıcını açıklayamadan çökmüş bir teoridir.

(Evrim sahtekarlığı ve bu sahtekarlığı ortadan kaldıran bilimsel gerçeklerle ilgili detaylı bilgi için bkz., Evrim Aldatmacası – Harun YahyaYaratılış Atlası – Harun Yahya)

Burada üzerinde duracağımız asıl konu, evrim teorisinin geçersizliğinin bilimsel kanıtlarını sunmaktan çok, teorinin ideolojik yönünü gözler önüne sermektir. Çünkü Darwinizm; bütün materyalist, komünist ve faşist ideolojilerin sözde temel zeminini oluşturur.

Bir sahtekarlığı ayakta tutabilmek, bilimsel gelişmelere rağmen insanlar tarafından desteklenmesini sağlamak son derece zordur. İşte bunu başarabilmek için insanlar demagoji ve propaganda ile önce evrim mantığına alıştırılırlar. Bunun için Darwinist diktatörlük işbaşındadır. Darwinist diktatörlük, devletleri, hükümetleri, tüm ülkelerde basını, üniversiteleri, okulları, bilim adamlarını ele geçirdikten sonra, onların kanalıyla bu sahtekarlığı yaygınlaştırmıştır. Evrime karşı gelenler susturulmuş, okullarda tek yanlı evrim eğitimi verilmiş ve basında tek yanlı evrim telkini yapılmış ve insanlar evrime inanmak veya inanır gözükmek zorunda bırakılmışlardır. Böylelikle evrim mantığı, reddedilemez bir kavram olarak herkesin beynine aşılanmıştır.

Darwinizm vahşete nasıl bir fikri temel verir?

charles darwin adnan oktar komunist kurdistan abdulla ocalan

 

Darwinistler, insanı gelişmiş bir hayvan türü olarak görürler. Dolayısıyla bir Darwinistin sapkın görüşlerine göre insan, hayvanla eşdeğerdir. Bir Darwinist için hayvan ne kadarlık bir değere sahipse, insana da o kadar değer ve önem verilmelidir. Bir başka deyişle bir Darwinist için insanın “hiçbir önemi ve değeri yoktur”.

Darwinizme göre, doğada bir canlının gelişip güçlü ve avantajlı hale gelebilmesi için güçlünün güçsüzü ezip yok ettiği bir ortamın varlığı şarttır yani doğada sürekli rekabet olmalıdır. Darwinistlerin bu hayali mücadele ortamında, sözde her bir tür sadece diğer türü yok etmeye çalışmakta ve dolayısıyla hayatta kalanları daima güçlüler oluşturmaktadır. Bu mücadele, bir türün fertleri içinde, hatta bir ailenin fertleri içinde bile devam etmekte, her birey kendi bencil varlığı için çatışmaya dahil olmaktadır. Darwinizm’in temelini işte bu sahte hikaye oluşturur.

kaplan ceylan evrim teorisi adnan oktar harun yahya

 

Bu hikaye Darwinistlerin kendi teorilerinin ve hayat görüşlerinin temelidir. Doğada var olduğuna inandıkları bu sözde çatışma sebebi ile Darwinistler, sürekli olarak zayıf olanın yok edildiği vahşi bir doğa tarif ederler. Onların yanlış inanışlarına göre insan da bir hayvan türü olduğuna göre, aynı çatışma ve aynı elemenin insan topluluklarında da var olması şarttır. Dolayısıyla bu sapkın mantıkta, güçsüzlerin elenmesi ancak çatışma, savaş, terör ile mümkün olabilecektir.

Elbette ki bu, kesin bir aldatmacadır. Doğa, canlıların sadece birbirleriyle kıyasıya rekabet ettikleri bir savaş alanı değildir. Canlılar hem kendi türlerine ve kendi yavrularına hem de farklı türlere karşı insanda hayranlık uyandıran şefkat, merhamet ve fedakarlık örnekleri gösterirler. Bu gerçek, Darwinizm’e güçlü bir meydan okumadır.

Kendi kolonisi için hayatını tehlikeye atan; yavrusu için aç kalmayı, hatta ölümü göze alan; kendi türünden olmayan yavruları dahi koruyan bir canlının varlığı Darwinizm’in ‘hayatta kalmak için güçsüz olanı yok etmek gerekir” şeklindeki sapkın iddiasını yıkıma uğratmak için yeterlidir. İşte bu nedenle Darwinistler canlılardaki bu hayranlık uyandıran özelliklerden bahsetmekten şiddetle kaçınırlar. Çünkü doğada vahşi bir mücadeleden çok şefkat, yardımlaşma ve merhametin hakim olduğu tüm delilleriyle ortaya konulduğunda, Darwinizm hayatın bir çatışma ve savaş ortamından ibaret olduğu iddiasına temel oluşturamayacaktır. Bir başka deyişle kanlı komünist ve faşist ideolojiler fikri temelini kaybedeceklerdir.

sevgi sefkat adnan oktar harun yahya

 

İşte evrim teorisi bu temel mantığı ile insanlar ve toplumlar arasında saldırı, isyan ve cinayete zemin hazırlar. Sosyal Darwinistler, doğada var olduğuna inandıkları çatışmanın toplumlar ve halklar arasında da olması gerektiğine, ancak bu şekilde seçilmiş ve ayrıcalıklı türler ve nesiller yetişeceğine inanmışlardır. Diyalektik materyalizm toplumlara bu şekilde uygulanmıştır. Buna göre bir tez ortaya atılır. Bunun mutlaka bir anti-tezi olmak zorundadır. Bu tez ve anti-tezler birbirleriyle çatışarak ortaya bir sentez çıkarırlar. Sentez bir süre sonra yeniden bir tez halini alır ve buna karşı onun çelişeceği yeni bir anti-tez ortaya çıkarılarak çatışma devam eder. Dolayısıyla bu inanışta toplumlar, çatışmanın yoğun olarak var olması gereken alanlardır. Söz konusu çatışma “eleme”yi meydana getirecek ve istenen sonuca, yani “senteze” ulaşılarak hayali bir şekilde ilkelden gelişmişe doğru bir ilerleme sağlanmış olacaktır.

evrim teorisi darwinizm adnan oktar abdullah ocalan pkk kurdistan

 

20. yüzyılda ortaya çıkan faşist ve komünist diktatörlükler, sosyal Darwinizm’in bu garip mantığını toplumlara olduğu gibi uygulamışlardır. Faşist ve komünist diktatörlerin her biri, toplum içinde bir eleme sistemi uygularken Darwin’in fikirlerini esas aldıklarını açıkça ifade etmişlerdir.

20. Yüzyıldaki Faşist ve Komünist Kanlı Diktatörlerin Darwin’in Fikirlerini Esas Aldıklarına Dair İtirafları

charles darwin komunist diktatorler mao adolf hitler stalin lenin engels trotsky karl marx mussolini

 

Stalin:

Genç nesillerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şeyi öğretmeliyiz: Darwin’in öğretilerini.” 1

Mao:

“Çin sosyalizminin temeli, Darwin’e ve evrim teorisine dayanmaktadır”. 2

Engels ve Marx :

Engels’in Marx’a yazdığı mektuptan:

“Şu anda kitabını okumakta olduğum Darwin, tek kelimeyle muhteşem“.3

Marx’ın 19 Aralık 1860 tarihinde Engels’e yazdığı cevabı:

“Bizim görüşlerimizin doğal tarih temelini içeren kitap, işte budur”4

Marx:

“Darwin’in yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor.”5

Marx, Das Kapital isimli kitabını Darwin’e ithaf ederek Almanca baskısında el yazısı ile şunları yazmıştı:

“Charles Darwin’e, gerçek bir hayranı olan Karl Marx’tan”. 6

Engels:

“Tabiat metafizik olarak değil, diyalektik olarak işlemektedir. Bununla ilgili olarak herkesten önce Charles Darwin’in adı anılmalıdır.” 7

Engels:

“Darwin nasıl organik doğadaki evrim yasasını keşfettiyse, Marx da insanoğlunun tarihindeki evrim yasasını keşfetti.”8

charles darwin komunist diktatorler mao adolf hitler stalin lenin abdullah ocalan trotsky karl marx mussolini

Leon Troçki :

“Darwin’in buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin en büyük zaferi oldu.” 9

… İnsan nedir? Henüz bitmiş bir canlı değildir. Hala beceriksiz bir yaratıktır. Bir hayvan olarak insan planlı bir şekilde değil, spontane bir şekilde evrimleşmiştir… İnsanın yeni ve değişmiş bir versiyonunu üretmek -bu komünizmin bir sonraki görevidir-… İnsan kendisini ham materyal olarak görmeli, ya da yarı üretilmiş bir madde olarak. 10

Charles Darwin etkisi abdullah ocalan kurdistan pkk adnan oktar

Adolf Hitler :

“Kuzey Avrupa Almanlarını insanlık tarihinden çıkarın, geriye maymun dansından başka bir şey kalmaz.” 11

Mussolini :

Faşist lider Mussolini, İmparatorluğunun zayıflamasını, “evrimin en önemli itici gücü olan savaştan kaçmaya çalışmasına” bağlıyordu. 12

Doğanın diyalektik olarak işlediğini iddia eden söz konusu kanlı liderler, sözleriyle de ifade ettikleri gibi, Darwin’in “doğadaki çatışma” mantığını doğrudan toplumlara uygulamışlardır. Açıkça anlaşılabileceği gibi 20. yüzyılda komünist ve faşist diktatörlüklerin, tüm dünyanın gözü önünde, pervasızca ve acımasızca kan dökmelerinin tek sebebi Darwinizm’dir. Bu kitapta özellikle odaklandığımız konu komünizm olduğundan Darwinist ideolojinin komünizmi nasıl şekillendirdiği ve nasıl beslediği konusuna daha fazla ağırlık verilmektedir.

Darwinist ideolojiden güç bulan komünizmin ne kadar büyük bir bela olduğunu anlamak için 20. yüzyıl komünist vahşetini kısaca hatırlamakta fayda vardır:

20. Yüzyıl Nasıl Bir Komünist Vahşet Yaşadı?

1917’de Rusya’da gerçekleşen kanlı Bolşevik Devrimi ile başlayan komünist vahşet, önce yeni kurulan Sovyetler Birliği’nin geneline, ardından Doğu Avrupa’ya, Çin’e, Kore’ye, Vietnam’a, Kamboçya’ya, Latin Amerika ülkelerine, Küba’ya ve Afrika’ya yayılmıştır.

20. yüzyılda gerçekleşen iki dünya savaşı sırasında ve sonrasında, doğrudan veya savaşın dolaylı etkilerinden dolayı 350 milyondan fazla insanyaşamını yitirmiştir. Bunların 120 milyonu sırf sivillerdir. Ülkelerde yaşanan komünist vahşeti şöyle özetleyebiliriz:

Lenin, Darwinizm’e olan bağlılığının bir sonucu olarak, insanları bir hayvan sürüsü gibi görüyordu. Dolayısıyla yönetimi altındaki insanlara karşı en zalim yöntemleri kullanmaktan ve teröre dayalı fikirlerini yaygınlaştırmaktan çekinmedi.

lenin orak cekic pkk komunist kurdistan abdullah ocalan adnan oktar

 

Sovyetler Birliği

Sovyetler Birliği’nde Lenin liderliğinde büyüyen Komünist Parti, silahlı mücadele ve propaganda yöntemlerini kullanarak bir devrim gerçekleştirdi.

Lenin döneminde gerek Kızıl Ordu birlikleri, gerekse de Lenin’in kurdurttuğu “Çeka” adlı gizli polis örgütü, devrim karşıtı kabul ettikleri bütün toplum kesimlerine yönelik büyük bir terör uyguladılar. Hatta militanlar, halka karşı özel vahşet stilleri geliştirdiler.

Bolşevik militanlar, Çeka polisleri ve Kızıl Ordu birlikleri, Rusya’nın dört bir yanındakiköyleri basarak, zaten çok zor koşullarda yaşayan köylülerin yegane besin kaynağı olan mahsulleri silah zoruyla toplamaya başladılar. Bu uygulamanın sonucunda ülkede çok büyük bir kıtlık yaşandı.

bolsevik devrimciler pkk abdullah ocalan kurdistan adnan oktar lenin

 

(Resimde görülen ve Kasım 1917’de St. Petersburg’da silahlarıyla poz veren Bolşevik devrimciler Lenin’in kirli ve korkunç vahşet döneminin birer simgesiydiler.)

Stalin yapımı kıtlık nedeniyle 6 milyon insan açlıktan öldü, yüzbinlerce çocuk bu felaketin hedefi oldu.

Kollektifleştirmeye karşı direnenler kurşuna dizildi, diğerleri çocuklar, kadınlar ve yaşlılarla birlikte sürgüne gönderildi. Bu insanlardan pek çoğu ağır sürgün şartlarına dayanamayıp yaşamını yitirdi.

Lenin ve Stalin dönemindeki komünist vahşetin bilançosu:

  • Yargılamadan hapsedilen on binlerce rehinenin kurşuna dizilmesi ve 1918-1922 yılları arasında ayaklanan yüz binlerce işçi ve köylünün katledilmesi;
  • 5 milyon insanın ölümüne yol açan 1922 açlığı;
  • 1920’de Don bölgesinde yaşayan Kazakların ortadan kaldırılması ve sürgüne gönderilmesi;
  • 1918-1930 yılları arasında on binlerce insanın toplama kamplarında öldürülmesi;
  • 1937-1938 yıllarında yaşanan Büyük Temizlik sırasında 690.000’e yakın insanın öldürülmesi;
  • 1932-1933 yıllarında 6 milyon Ukraynalının kasıtlı olarak meydana getirilen açlıktan dolayı ölmesi; (Bu kıtlığın sebebi, Sovyet topraklarında yeterince tahıl yetişmemesi değil, komünist partisinin tahılın dağıtımına izin vermemesi idi. Yani bu olay, özel olarak gerçekleştirilmiş bir kitle katliamıydı.)
  • Önce 1939-1941 yılları arasında, ardından da 1944-1945 yıllarında yüz binlerce Polonyalı, Ukraynalı, Baltıklı, Moldavyalı ve Besarabyalının sürgüne gönderilmesi;
  • 1941’de Volga Almanlarının sürgüne gönderilmesi;
  • 1944’te Kırım Tatarlarının sürgüne gönderilmesi ve ölüme terk edilmeleri;
  • 1944’te İnguşların sürgüne gönderilmesi ve ölüme terk edilmeleri.
  • Sovyetler döneminde Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk, Doğu Almanya gibi Avrupa ülkeleri, Stalin’in kanlı rejiminin pençesine düşmüşlerdir.

bolsevik devrimi rusya devrimi lenin pkk kurdistan adnan oktar

 

Çin

Mao Tse Tung pkk kurdistan adnan oktar harun yahya

(Çin komünizmi, Stalin Rusyası’nın desteğiyle gelişti ve iktidara geldi. Ancak Kızıl Çin’in halka yaşattığı vahşet, Stalin’i bile gölgede bırakacak kadar şiddetli oldu.)

Çin, 1949 yılında Mao Tse Tung önderliğindeki komünist gerillalar tarafından ele geçirildi. Bu ise Çin için; -cinayetler, kitle katliamları, işkenceler, kıtlıklar, yoksullaşma, yozlaşma ve kendi içine kapalı, donuk bir korku toplumu demekti.

Komünizm hakkında en ufak bir olumsuz tavrı görülen milyonlarca insan, herhangi bir suçları olmadığı halde komünizme muhalif sayılarak tutuklandı, hapsedildi ve büyük kentlerin meydanlarında düzenlenen idam törenleri ile öldürüldü.

O dönemde Mao’nun direktifleriyle 6 ila 10 milyon arasında kişinin doğrudan öldürüldüğü hesaplanmıştır. Yaklaşık 20 milyon “karşı devrimci” olarak nitelendirilen kişi de, ömürlerinin önemli bir bölümünü cezaevlerinde hayvan muamelesi görerek geçirmiştir.

Tiananmen Meydanı’nda Haziran 1989’daki katliam da (1000 civarında ölü) Çin’de yakın geçmişte yaşanan vahşetin bir örneğidir.

Tarım alanındaki komünist uygulamalar da Çin halkına sadece büyük bir kıtlık ve işkence getirdi. Uygulamalara direnen insanlar aç bırakılarak cezalandırıldı. Bazı köylerde açlıktan kaynaklanan ölümlerin oranı yüzde 50’yi geçmişti. O dönemde kıtlık sonucunda ölen insan sayısının 40 milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir.

Tibet’in Çin’e direnişini yıllar boyu yöneten Dalai Lama, Çin komünizminin halkına uyguladığı vahşeti şöyle anlatır:

(Tibetliler) yalnız kurşunlanmakla kalmadı; öldüresiye dövüldüler, çarmıha gerildiler, canlı canlı yakıldılar, boğuldular, parçalandılar, açlıktan öldürüldüler, boğazlandılar, asıldılar, haşlandılar, canlı olarak toprağa gömüldüler, kollarından bacaklarından gerilerek parçalandılar ya da kafaları koparıldı.13

kizil cin rejimi adnan oktar harun yahya kurdistan pkk

(Politik idamlar, Kızıl Çin rejiminin olağan eylemlerinden biridir. Pek çok insan, “Mao’nun yolundan gitmemek” suçlamasından dolayı sokak ortasında infaz edilmiştir.)

cin komunizm mao pkk kurdistan adnan oktar

 

Uygur Türkleri, Mao’nun iktidara geldiği 1949 yılından itibaren sistemli bir soykırımla karşılaştılar. Çin, Uygur Özerk bölgesinde hiçbir önlem almadannükleer denemeler yaptı. 1964 yılından bu yana 46 nükleer deneme gerçekleştirildi. Bu nükleer denemelerin sonucunda Uygur Türkleri arasındakanser oranı olağanüstü derecede arttı, pek çok çocuk sakat veya ölü olarak doğdu.

Uygurların 1 taneden fazla çocuk sahibi olmalarının yasaklandığı Doğu Türkistan’da, bu yasağa uymayanların çocukları anne rahminde kürtajla katledildi. 1953 yılından bu yana sürdürülen asimilasyon politikası sonucunda Uygur Özerk Bölgesi’nde %75 olan Müslüman nüfus oranı günümüzde %35’lere kadar düşmüştür. Bugün 25 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı Müslüman, hala Çin baskısı altındadır.

Tarihçilerden ve öğretim üyelerinden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan ve komünizm adı altında işlenen suçların biraraya toplandığı Le Livre Noir du Communisme (Komünizmin Kara Kitabı) isimli kitapta, Çin’deki komünizmin vahşi uygulamaları şöyle tarif edilmiştir:

Hepsi ölüme mahkum edilen devrim karşıtları, bütün halkın davet edildiği açık duruşmalarda, Kızıl muhafızlar tarafından parçalanıyorlardı. Halk ise bu esnada “öldür, öldür!” diye bağırıyordu. Kızıl Muhafızlar bazen parçaları kızartıp yiyor ya da hala canlı olan mahkumun gözleri önünde ailesine yediriyordu; herkes “eski mülk sahibi”nin karaciğerinin ve kalbinin yendiği ziyafetlere ve konuşmacının yeni kesilmiş kafalardan yapılmış bir kazık dizisi önünde konuştuğu toplantılara davetliydi. Çin’de yamyamlığa varacak kadar şiddetlenen nefret ve vahşet hakimdi. 14

Kamboçya

Pol Pot kizil kemerler kambocya komunizm adnan oktar pkk

 

(Kızıl Kmerlerin acımasız lideri, 3 milyon Kamboçyalı’nın katili Pol Pot.)

Nisan 1975 yılında Pol Pot adlı bir Mao’cu önderliğinde Komünist Kızıl Kmerler başa geldi ve bütün şehirleri ve kasabaları tahliye ettiler.

Kızıl Kmerler rejimi, tarihte komünist cinnetin doruk noktası olarak değerlendirilmektedir.

Pol Pot yönetiminde dünyanın en büyük katliamlarından biri gerçekleşmiştir. Yalnızca 1975-1979 yılları arasında, nüfusu 9 milyon olan ülkede, yaklaşık 3.3 milyon kişi, kafasına kurşun sıkılarak, kafatası baltayla parçalanarak, başından torba geçirip boğularak veya açlığa mahkum edilerek öldürülmüştür.

Pol Pot idaresindeki parti, ülke için yapılması gereken tek komünist görevin, pirinç tarlalarında ölesiye çalışmak olduğuna karar vermiş ve tüm Kamboçya nüfusunu tarlalarda çalışmaya zorlamıştır. Şehirlerde yaşayan on binlerce insan -devlet adamları, bürokratlar, öğretmenler, aydınlar- köylere sürülmüş ve oluşturulan kollektif çiftliklerde çok ağır şartlarda çalıştırılmıştır.

Çalışmak sırasında kaytarmak, toplanan ürünlerden bir parça bile olsun izinsiz olarak yemek veya herhangi bir dini ibadet yapmak, “devrime isyan” sayılmış ve bu bahanelerle neredeyse her dakika bir insan öldürülmeye başlanmıştır. Her aileden en az bir kişi, bu katliamlarda hayatını kaybetmiştir.

Pol Pot rejiminde öldürülecek insanlar önce kafalarına kurşun sıkılarak infaz edilmektedir. Ama sonra bunun “mermi israfı” olduğuna karar verilmiş ve daha vahşi yöntemler kullanılmıştır.

Kızıl Kmer rejimi, Vietnam’ın 1979’da Kamboçya’yı işgal etmesiyle sona ermiştir. Vietnamlılar, bir önceki rejimin vahşetini dünyaya sergilemek için “ölüm tarlaları” olarak anılan pirinç tarlalarını kazarak cesetleri çıkarmış ve bunları sergilemişlerdir.

kore kambocya kizil kemerler pol pot adnan oktar komunizm

 

Komünist Kızıl Kmerler, katlettikleri insanların bazılarını numaralayarak resimlerini çekmişlerdir. Fotoğraflar, idam edilmeden önce görüntülenmiş Kamboçyalılara aittir.

Kızıl Kmerlerin ölüm tarlalarında, binlerce toplu mezar bulunmuştur. Yandaki kemikler, başlarına plastik torba geçirilerek boğulan Kamboçyalılara aittir. Kamboçya, tarihin en büyük komünist vahşetini yaşamıştır.

Kuzey Kore

Asya’daki kızıl vahşet sadece Çin ve Kamboçya ile sınırlı kalmamış, Kuzey Kore’deki komünist rejimler de kendi halklarına karşı acımasız bir terör uygulamışlardır. Ülkede, Mao’nun uygulamalarından daha da acımasız olan Juche doktrini uygulanmaktadır.

Komünist tarım politikaları yüzünden büyük bir verimsizlik, kıtlık ve toplu ölümler olmuştur. 1990’lı yıllarda Kuzey Kore’de tahminlere göre yaklaşık 2 milyon insan açlıktan hayatını kaybetmiştir hatta bu sayının 4 milyona kadar ulaştığı belirtilmektedir. Halkın durumu böyleyken askeriyeye yapılan harcamalar ve balistik füzelere harcanan paralar da ülke kaynaklarını tüketmeye devam etmektedir.

kuzey kore komunizm adnan oktar pkk kurdistan abdullah ocalan

 

Asya’daki kızıl vahşet sadece Çin ve Kamboçya ile de sınırlı kalmamış, Kuzey Kore ve Vietnam’daki komünist rejimler de kendi halklarına karşı acımasız bir terör uygulamışlardır. On yıllarca Kim Il Sung’un diktası altında yönetilen Kuzey Kore rejiminin katlettiği insan sayısının 1.5 milyon olduğu hesaplanmaktadır.

komunist dunya adnan oktar kurdistan pkk abdullah ocalan

 

İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında komünist vahşet pek çok ülkede yaygınlaştırıldı. Komünizmin pençesine düşen ülkelerde katliamlar, idamlar, kıtlık ve açlık milyonlarca insanın hayatına maloldu. Avrupa, Asya, Uzak Doğu ve Güney Amerika’ya kadar yayılan komünist vahşetin bilançosu çok büyüktü. Tarihte yaşanan bu gerçek bizlere, komünizmin asıl hedefinin dünya hakimiyeti olduğunu bir kez daha göstermektedir.

20. yüzyıla dehşet getirmiş olan bu sapkın ideoloji bugün hala canlı durumdadır. Ve şu anda hedef, 20. yüzyılın başarısız olarak nitelendirilen komünist girişiminin yerine, bütün dünyaya hakim olacak daha kapsamlı bir komünist hakimiyet kurabilmektir.

Komünist Kanlı Liderler Uyguladıkları Vahşet ile Komünist İdeolojinin Gereğini Yaptıklarına İnandılar

Komünist ülkelerde yaşanan bu vahşet bilançosu hiçbir komünist tarafından dönemin bir hatası olarak kabul edilmez. Vahşet, komünizmin gereğidir. 3.3 milyon insanı katleden Pol Pot, 1998 yılında ölüm döşeğinde “yaptıklarımdan dolayı vicdanım rahat” açıklamasını yaparken bu düşüncededir. Komünist kanlı liderler gerçekleştirdikleri vahşet ve katliamlar ile her zaman gurur duymuşlardır. Çünkü onlar öldürerek, yakıp yıkarak, kıtlık meydana getirerek, devletin hazinelerini yok ederek kendilerince komünist ideolojiye hizmet ettiklerini düşünürler. Çünkü beyinlerinde, bütün bunları kendilerine makul gösteren bir Darwinist ideoloji vardır. Bunu komünistlerin kendi sözlerinden anlamak mümkündür:

kambocya olum tarlalari komunizm pol pot pkk adnan oktar abdullah ocalan

 

Lenin :

lenin pkk polisler kurdistan adnan oktar abdullah ocalan harun yahya darwinizm

 

POLİSLERİ, ASKERLERİ, DEVLET MEMURLARINI ÖLDÜRMEK, DEVLET KURUMLARINDA YANGINLAR ÇIKARTMAK… DEVLETİN HAZİNELERİNDEN PARALARI ALMAK… Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı, İNSANLARI ÖLDÜREREK, BOMBALAYARAK, BİNALARI HAVAYA UÇURARAK KORKU YAYMAK ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır.”15

“Propagandacılar her grubu basit bomba formülleriyle donatmalılar. Onlara işin mahiyeti hakkında açıklamalar yapmalı ve gerisini onlara bırakmalılar. Gruplar askeri eğitimlerine, derhal operasyonlara katılarak başlamalılar. BAZILARI BİR CASUSUN ÖLDÜRÜLME İŞİNİ VEYA BİR POLİS KARAKOLUNU BASMA GÖREVİNİ ÜSTLENMELİ. BİR KISMI İSE BANKA SOYMALI.” 16

“TERÖRÜ PRENSİP OLARAK HİÇ REDDETMEDİK VE HİÇBİR ZAMAN DA REDDETMEYİZ.” 17

PKK LENINİST STALINİST MARKSİST GERİLLA TAKTİKLERİNİ BİREBİR UYGULAMAKTADIR

“Bazı kimseler BİZİ ZALİMLİĞİMİZ SEBEBİYLE AYIPLADIKLARI ZAMAN, bu kişilerin en basit Marksist prensipleri dahi nasıl unutabildiklerine hayret etmekteyiz.” 18

BİZ POLİTİK ÖLDÜRMELERE KESİNLİKLE KARŞI DEĞİLİZ. Sadece geniş halk kitleleriyle doğrudan bağlantılı olan BİREYSEL TERÖRİST HAREKETLER DEĞER TAŞIRLAR.” 19

“Sosyal-demokratların gururla ve böbürlenerek, “biz, anarşist, hırsız, soyguncu değiliz, biz bunların çok üstündeyiz, gerilla savaşını kabul etmiyoruz” dediklerini görünce kendime soruyorum: BU ADAMLAR NE SÖYLEDİKLERİNİN FARKINDALAR MI? Ülkenin her yerinde kara-yüzler hükümeti ile halk arasında silahlı çatışmalar ve çarpışmalar oluyor.DEVRİMİN GELİŞMESİNİN BUGÜNKÜ AŞAMASINDA, BU, KESİNLİKLE KAÇINILMAZ BİR OLGUDUR.” 20

“Eğer kitleler kendiliğinden ayağa kalkmazsa hiçbir şey başaramayız.SPEKÜLATÖRLERE KARŞI TERÖR UYGULAMADIĞIMIZ, HEMEN ORACIKTA KAFALARINA BİR KURŞUN SIKMADIĞIMIZ SÜRECE HİÇBİR YERE VARAMAYIZ.”21

abdullah ocalan lenin komunizm adnan oktar

(Adbullah Öcalan, öğretmeni Lenin gibi komünist parti bayrakları eşliğinde kitlelere komünist propaganda yaparken)

pkk abdullah ocalan gazete kupurleri adnan oktar komunizm kurdistan

“Proletarya egemenliğindeki devlet, burjuvaziyi ezmek için kullanılan bir makinedir. Diktatörlük doğrudan şiddete dayanan ve hiçbir yasayla kısıtlanmamış iktidardır. Proletaryanın devrimci diktatörlüğü, PROLETERYANIN BURJUVA SINIFINA UYGULADIĞI ŞİDDET SAYESİNDE AYAKTA DURAN BİR İKTİDARDIR, HİÇBİR YASAYLA DA KISITLANAMAZ.” 22

lenin stalin marx komunizm darwinizm deccaller deccal

 

“BİZİM İLGİLENMEKTE OLDUĞUMUZ OLGU, SİLAHLI MÜCADELEDİR; bu mücadele, bireyler ve küçük gruplar tarafından yürütülmektedir. Bir kesimi devrimci örgütlere ait iken, öteki kesimler (Rusya’nın belirli kesimlerinde çoğunluğu) herhangi bir devrimci örgüte bağlı değildirler. Silahlı mücadele, birbirlerinden kesinkes ayrılması gereken, farklı iki amaca yöneliktir; önce,BU MÜCADELE KİŞİLERE, LİDERLERE VE ORDU VE POLİSTEKİ GÖREVLİLERE SUİKAST YAPMAYI AMAÇLAR, İKİNCİ OLARAK, HEM HÜKÜMETE AİT, HEM DE ÖZEL KİŞİLERE AİT PARA KAYNAKLARINA ELKOYAR…”23

“Ezilen sınıfın kurtuluşu, SADECE ŞİDDETE DAYALI DEVRİM OLMADAN DEĞİL, bilakis egemen sınıf tarafından yaratılan devlet iktidarı yok edilmeden de olanaksızdır.” 24

“Proletarya, MUTLAKIYETİN DİRENİŞİNİ ŞİDDET YOLUYLA KIRMAK ve burjuvazinin yalpalayan tavrını etkisiz hale getirmek için, KÖYLÜ YIĞINLARIYLA İTTİFAK KURARAK demokratik devrimi sonuna kadar götürmelidir. Proletarya, burjuvazinin direnişini ŞİDDET YOLUYLA KIRMAK VE KÖYLÜLÜĞÜN VE KÜÇÜK-BURJUVAZİNİN YALPALAYAN TAVRINI ETKİSİZ HALE GETİRMEK İÇİN, nüfusun yan-proleter unsurlarıyla ittifak kurarak devrimi başarmalıdır.” 25

komunizm teror ile ayakta kalir lenin pkk kurdistan

Komünizm terör ile beslenir. Komünizmde terör ve kan dökme dışında hiçbir yol yoktur.  20. yüzyılın kanlı komünist liderleri kendi ideolojilerini yayarken, terörün, sinsi saldırıların, propagandanın ve gerilla taktiklerinin bir şart ve komünizmin gereği olduğunu sürekli dile getirmiş ve uygulamışlardır. Dolayısıyla, günümüzde komünist PKK terör örgütünün şehirlere girerek, sivilleri şehit ederek, işçiye ve polise saldırarak gerçekleştirdiği terör eylemlerini kınamak veya bunları “alçakça” veya “hain pusu” gibi başlıklarla yermek, bu komünist terör örgütüne yalnızca amacına ulaştığı hissini verecektir. PKK, şu anda tam olarak Leninist, Stalinist ideolojinin gereğini uygulamaktadır.

pkk haberleri komunizm abdullah ocalan adnan oktar harun yahya

 

Komünist terör, halkın arasına girip dehşet saçmayı, korku salmayı ve çocuk-kadın demeden mümkün olduğu kadar çok kişiyi katletmeyi amaçlar. PKK, terör eylemleri ile komünizmin bu gereğini yerine getirmektedir. Komünist zihniyet ortadan kalkmadıkça, terör de ortadan kalkmayacaktır.

pkk haberleri adnan oktar harun yahya abdullah ocalan

 

Mao :

“Bir devrim, bir ziyaret partisi ya da bir makale yazmak ya da bir resim çizmek ya da nakış işlemek değildir; o kadar kibar ve zarif, acele etmeden ve nazik, o kadar ılımlı, kontrollü ve yüksek ruhlu OLMAMALIDIR. DEVRİM, BİR İSYAN VE AYAKLANMA, BİR SINIFIN DİĞERİNİ DEVİRDİĞİ BİR ŞİDDET HAREKETİDİR.” 26

Leon Trotsky :

“… Ülkede iktidarın kimde olacağı sorunu, yani burjuvazinin yaşatılıp yaşatılmayacağı sorunu, anayasa maddelerine değil, ŞİDDETİN HER BİÇİMİNE BAŞVURARAK ÇÖZÜLECEKTİR… KIZIL TERÖR, ÖLMEYE MAHKUM VE BUNA KATLANAMAYAN BİR SINIFA KARŞI KULLANILAN BİR SİLAHTIR.”27

” … İhtilal, ihtilalci sınıftan emrindeki bütün yöntemlerle gayesine varmasını talep eder; EĞER GEREKİRSE SİLAHLI BİR AYAKLANMA İLE, EĞER MECBUR OLURSA TERÖRİZMLE.” 28

Mao Stalin Lenin Engels Marx

 

Josef Stalin :

“ŞİDDETE DAYALI BİR DEVRİM OLMADAN, PROLETARYA DİKTATÖRLÜĞÜ OLMADAN, eski, burjuva koşulların böyle kökten bir şekilde dönüştürülmesi gerçekleştirilebilir mi? 29

Böyle bir devrimin BARIŞÇIL OLARAK, burjuvazinin egemenliğine uyarlanmış olan burjuva demokrasisi çerçevesi içinde yapılabileceğine inanmak, YA AKLINI OYNATMIŞ VE NORMAL İNSANİ KAVRAMLARI YİTİRMİŞ OLMAK, ya da PROLETER DEVRİMDEN KÜSTAHÇA VE AÇIKÇA VAZGEÇMEK DEMEKTİR.” 30

Che Guevara :

Che Guevara adnan oktar komunizm harun yahya

 

“Bu uzun süreli bir savaş demektir. Ve, bir kez daha yineleyelim, acımasız bir savaştır. SAVAŞ GELİP ÇATTIĞINDA, KİMSE ONU YUMUŞATIRIM DİYE KENDİNİ ALDATMASIN ve kimse, halkı uğruna katlanabileceği savaşın sonuçlarının verdiği korkuyla, SAVAŞI KIZIŞTIRMAKTA DURAKSAMASIN. BU, HEMEN HEMEN TEK ZAFER UMUDUDUR.” 31

“SAVAŞAN, KAYBEDEBİLİR. SAVAŞMAYAN, ÇOKTAN KAYBETMİŞTİR.”

“Benim Marksistliğim kök saldı ve saf hale geldi. BEN SİLAHLI MÜCADELEYE KESİN İNANIYORUM VE İNANÇLARIMDA KATIYIM.”32

“Oligarşilerin tüm baskı gücü, TÜM DEMAGOJİ VE VAHŞİLİĞİYLE onların amaçlarının hizmetinde olacaktır. İlk saatte bizim görevimiz hayatta kalmaktır; daha sonra SİLAHLI PROPAGANDA YÜRÜTEN GERİLLA ÖRNEĞİNİ İZLEMEK OLACAKTIR: GERİLLALARIN YENİLMEZLİĞİ DERSİ SAHİPSİZ KİTLELER ARASINDA KÖK SALACAK;ulusal ruhun elektriklendirici gücü, daha şiddetli baskılara karşı koymak için daha zorlu görevlere hazırlayacak; mücadelenin bir unsuru olaraknefret, düşmanın nefreti, bizi, insanın doğal sınırlarını aşan ve onun ötesine geçecek; İNSANI ETKİN, ŞİDDETLİ, SEÇİCİ VE SOĞUK BİR ÖLÜM MAKİNESİNE DÖNÜŞTÜRMEYE ZORLAYACAKTIR. Bizim askerlerimiz böyle olmak zorundadır; düşmandan nefret etmeyen bir halk vahşi bir düşmanı yenemez.”33

“Savaş, düşman onu nereye götürüyorsa oraya kadar götürülmelidir: ONUN EVİNE, EĞLENCE YERLERİNE; TOPYEKUN SAVAŞ. DÜŞMANA KIŞLALARININ DIŞINDA VE HATTA İÇİNDE BİLE RAHAT EDEBİLECEĞİ BİR AN, BARIŞÇIL BİR AN BİLE BIRAKILMAMALI; NEREDE BULUNUYORSA ONA SALDIRMALI, GEÇECEĞİ HER YERDE ONA KÖŞEYE SIKIŞTIRILMIŞ BİR HAYVAN DUYGUSU VERİLMELİDİR. O zaman, ONUN MORALİ BOZULMAYA BAŞLAYACAKTIR. O, gittikçe daha fazla hayvanlaşacaktır, ama böylece biz onun çöküntüsünün belirtilerini daha açık göreceğizdir.” 34

20. yuzyil vahseti komunizm pkk

Herkesin seyirci kaldığı 20. yüzyıl vahşeti, şu anda temel zihniyetini yitirmemiştir. Komünist tehdit var oldukça, terör ve katliamlar da devam edecektir. Dolayısıyla ortadan kaldırılması gereken fikrin savunucuları değil, fikrin ta kendisidir.

Pol Pot :

pol pot komunist pkk

 

“Biz Marksistiz. BİZ DEVLETİN ORTADAN KALDIRILMASI KONUSUNU LENİN’DEN ÖĞRENDİK. MARKSİST-LENINİSTLER DEVLET İKTİDARINI ELE GEÇİRMENİN VE DEVLETİ ORTADAN KALDIRMANIN YOLLARINI ARAMALIDIRLAR. Para devletin bir parçasıdır. Dolayısıyla onu ortadan kaldırdık. Ve bundan sonra da eğer herhangi bir şeyi daha ortadan kaldırmamız gerekirse kaldıracağız. 35

terrorist pkk kurdistan komunizm komunist adnan oktar abdullah ocalan

 

İşte komünist vahşet budur. Komünist kanlı liderlerin sözlerinden özetle komünist ideoloji:

– barışçıl tek bir an bırakmamayı amaçlayan,

– insanı etkin, şiddetli ve soğuk bir ölüm makinesine dönüştüren,

– terörü prensip olarak mutlaka uygulayan,

– devrime karşı gelenlerin hemen oracıkta kafalarına kurşun sıkılması gerektiğini savunan,

– proletaryanın burjuva sınıfına uyguladığı şiddet sayesinde ayakta duran,

– yasayla kısıtlanamayan,

– liderlere, orduya ve polise suikast yapmayı mecbur gören,

– onların para kaynaklarına el koyan,

– “ölmeye mahkum” bir sınıfa karşı kızıl terör uygulanmasını şart koşan,

– hedefe ulaşmanın tek yolunun silahlı ayaklanma ve terör olduğunu savunan,

– barışçıl yollarla hedefe ulaşmayı düşünenleri “aklını oynatmış” ya da komünist ilkelerden vazgeçmiş olarak nitelendiren,

– askerlerin, kışlaların içinde ve dışında rahat edebilecekleri bir an dahi bırakılmamasını mecbur kılan,

– devleti tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen

bir vahşet sistemidir. Bunlar sadece sözde kalmamış, komünist kanlı liderler, yukarıda bazı örneklerini verdiğimiz açıklamalarında tarif ettikleri bu vahşeti tüm dünyanın gözü önünde uygulamışlardır. Bu vahşet senaryosu, hayali bir senaryo değildir. Kendisi dahil tüm insanları gelişmiş birer hayvan türü olarak algılayan ve doğadaki sözde çatışmanın bir gereklilik olarak toplumlarda da uygulanması gerektiğine inanan insanlar bu vahşeti yukarıdaki tariflerinden daha da abartılı bir şekilde hayata geçirmişlerdir. İdeolojileri onları, yaptıklarının doğru ve gerekli olduğuna inandırmıştır. Bu sapkın ideoloji, onların beyinlerinde bir inanç ve bir amaç var etmiştir. Batıl bir din haline getirdikleri bu inanç uğruna kitleleri katletmekten bir an bile çekinmemişlerdir. İnsanların büyük bir çoğunluğu için büyük bir korku ve dehşet nedeni olan komünist vahşet, bir komünist için yaşamın gereğidir ve mutlaka uygulanmalıdır.

İşte Darwinist zihniyetin ortam sağladığı ve geliştirdiği komünizm böyle vahşi bir ideolojidir. Bu nedenle bir komünistin beynindeki bu batıl inanç sistemini darmadağın etmeden onu geniş kitleleri katletmekten alıkoymak mümkün değildir. Darwinizm’in bilimsel olarak geçersizliğini görmesi dışında, bir komünisti yaptığı vahşetin mantıksızlığına ikna edecek neredeyse başka hiçbir yöntem yoktur. Burada geçmişteki komünist katliamlara yer vermemizin sebebi, taviz verildiği takdirde, ülkemizin güneydoğusunda uygulanmak istenen komünist vahşetin de bundan farklı olmayacağını gösterebilmektir. Çünkü terörist ve komünist PKK yapılanması, aynı fikri zeminden, yani Darwinizm’den güç alır. Bu konuya ilerleyen bölümlerde detaylı olarak değinilecektir.

Kanlı Komünist Liderler, Din, Devlet ve Aileyi Reddederler

Komünizm, Darwinizm’i temel aldığı için, Darwinist ideolojinin insanlara ve toplumlara getirdiği tüm kirli ahlak özelliklerini de paylaşır. Komünizm, dehşet ve vahşetin temelini Darwinizm’den aldığı gibi; dinsizliğin, devleti, aileyi ve güzel ahlakı kötü görmenin temelini de Darwinizm’den almıştır. Tesadüfleri sahte ilah edinen ve açıkça Allah’ın Yüce varlığını inkar etmek amacıyla (Allah’ı tenzih ederiz) ortaya atılmış bir teori olan evrim teorisi, Marx’ın deyimiyle komünizmin “doğal tarih temeli” olduğundan, her iki ideoloji de aynı amaca hizmet eder. Tesadüflerin yaratıcı güç (Allah’ı tenzih ederiz) olduğuna inanan bir Darwinist’in Allah’a iman etmesi elbette mümkün değildir. İşte komünist bu sapkın inançlar bütününü alır ve hiç çekinmeden uygular.

din cami istanbul adnan oktar

 

“İnsanın tesadüfen var olmuş ve başıboş yaşayan bir hayvan” olduğunu savunan sapkın komünist ideoloji, komünizmi yaygınlaştırdığı tüm bölgelerde dinsizliği de yaygınlaştırmaya çalışacaktır. Komünist bir toplum, bir dini kabul etmediği gibi, manevi değerleri, aileyi, güzel ahlakı ve devletin varlığını da kabul etmemektedir. Dolayısıyla daha ileride daha detaylı açıklanacağı gibi komünist zihniyete sahip bir insanı vicdana, güzel ahlaka, aile sıcaklığına, merhamete, sevgiye ve bağışlayıcı olmaya çağırmak veya onu yaptıklarından dolayı “kınamak” hiçbir sonuç getirmeyecek bomboş bir çabadır.

Komünizmin nasıl dinsiz ve maneviyattan uzak bir ortam meydana getirmeyi hedeflediğini, komünizmin kanlı liderlerinin sözlerinden anlamak mümkündür:

Kanlı Komünist Liderlerin Din Ahlakına ve Dini Değerlere Karşı Olduklarını Gösteren Sözleri (Allah’ı tenzih ederiz)

Lenin :

Din bir çeşit manevi baskıdır.36

Dini düşünceler, Tanrı inancı, hatta Tanrıyı soyut olarak düşünmek bile benlikte gizlenmiş bir alçaklıktır. 37

Tanrıya inanmak, cahil ataların kültüründen kalma bir kalıntıdır. 38

Dine karşı gerçekçi bir ideolojik mücadele başlatmak görevimiz olmalıdır. 39

Ateist olmak her komünist için bir kuraldır. 40

Bir vatandaşın dininin resmi dokümanlarda bahsi bile ortadan kaldırılmalıdır. Kiliseye herhangi bir devlet desteği sağlanmamalıdır ve devlet, dini toplumlara herhangi bir hakediş vermemelidir. 41

Marksizm’in filozofik temeli, Marx ve Engels tarafından sürekli tekrarlandığı gibi, diyalektik materyalizmdir. Tamamen ateist ve tüm dinlere düşman olan bir materyalizm… 42

“Din afyondur” – Marks’ın bu görüşü Marksizm’in dine olan bakışının kilit taşıdır.43

Marksizm materyalizmdir. Bu nedenle de dine acımasızca düşmandır. 44

Bizim programımızın ateizmi içine alması mecburidir.

“Her nevi dinin köklerini dünya yüzünden kazımak da baş gayelerimizden biridir. Komünizm nizamının en büyük düşmanı Allah’tır. Allah’a olan imanı çürütmek için bütün kuvvetimizle çalışmalıyız… Marx ile Engels’in bir kaç defa beyan ettikleri şekilde, Marksizmin felsefî temelini diyalektik materyalizm teşkil eder… Bu materyalizm ateisttir, bütün dinlerin amansız düşmanıdır.” 45

Karl Marx :

Dinin tenkiti tamamlandı ve dinin tenkiti tüm tenkitlerin ön koşuludur.46İnsanların mutluluğunun ilk koşulu, dinin ortadan kaldırılmasıdır. 47

Dini insan yaratır, din insanı yaratmaz… Bu devlet ve bu toplum, dünyanın içe dönük bir bilinci olan dini üretmiştir, çünkü onlar içe dönük bir dünyadır. 48

Komünizm baki gerçekleri lağveder, tüm dinleri ve ahlaki kuralları ortadan kaldırır. 49

Josef Stalin:

İkinci Dünya Savaşı sırasında Churchill’in “Tanrı bizimle” sözüne cevap. “Şeytan bizimle ve beraber kazanacağız.” 50

“Biz dine karşı propaganda yapıyoruz ve propaganda yapmakta devam edeceğiz. Parti dine karşı tarafsız kalamaz. Bütün dinlere karşı din aleyhtarı propaganda yapmaktadır.”

Nikita Kruschev : (Sovyet Komünist Partisi Genel Sekreteri, 1953)

İnsanlar arasında esaslı, etkili ve ustalıkla organize edilmiş, ilmi, ateist bir propaganda, nihayet onları dini yorumlardan kurtarmaya yardım edecektir. 51“Komünizm dine karşı olan muhalefetini değiştirmemiştir. Bizler dinlerin uyuşturucu tesirlerini yok etmek için elimizden gelen bütün gayretleri sarf ediyoruz.” 52

PKK’NIN DİN AHLAKINA BAKIŞ AÇISI, LENINİST, STALINİST, MARKSİST, KOMÜNİST KANLI LİDERLERLE BİREBİR AYNIDIR

ALLAH’I VE İSLAM DİNİNİ TENZİH EDERİZ

pkk abdullah ocalan din anlayisi dinsiz apo

dinsiz pkk din anlayisi abdullah ocalan

abdullah ocalan pkk din anlayisi dinsiz komunist komunizm

Kanlı Komünist Liderlerin Devlet’in Gereksizliği ile İlgili Sözleri

Komünizm, Allah’a, Allah’ın hak dinlerine ve Kutsal kitaplarına, din ahlakına böylesine sapkın bir bakış açısı olan çok dev bir tehlikedir. Komünizm, dine ve manevi değerlere düşman olduğu gibi, devletin varlığına da inanmaz. Komünist düşünce, kendi ürettiği bir “ezilen halklar” kavramını kullanır. Komünist düşünce, burjuvazi tarafından ezilmekte olan halkların sözde kurtarıcısı gibi gösterir kendisini. Onların hezeyanlarına göre devlet yalnızca geçici olarak var olmalı, ardından devletin tüm kaynakları komünist sisteme ait olmalıdır. Zaten tüm dünya hakimiyetini esas alan komünizmde sınırların ortadan kalkması ve dolayısıyla devletlerin ortadan kalkması esastır. Bir ülke tanımlaması yapılacaksa komünizmin hedefi, komünist bir dünya devletidir.

Komünist liderlerin bu konudaki sözleri oldukça açıktır:

Lenin’in Sverdlov üniversitesinde verdiği bir dersten;

Lenin :

“Devlet öğretisi, TOPLUMSAL AYRICALIĞI, SÖMÜRÜNÜN VARLIĞINI, KAPİTALİZMİN VARLIĞINI HAKLI KILMAYA HİZMET EDER.”

“DEVLET, TOPLUMUN SINIFLARA BÖLÜNMESİNİN BAŞGÖSTERDİĞİ YERDE VE ZAMANDA, SÖMÜRENLERLE SÖMÜRÜLENLERİN ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMANDA görülmektedir.”

“…yönetmek için başkalarının iradesini kuvvet yoluyla -hapishaneler, özel insan müfrezeleri, ordu, vb.- ile baskı altına almak için özel bir baskı aygıtına gereksinim duydukları zaman, ORADA DEVLET ORTAYA ÇIKAR.”

“DEVLET, BİR SINIFIN BİR BAŞKA SINIF ÜZERİNDE EGEMENLİĞİNİ SÜRDÜRMESİNİN BİR MAKİNESİDİR.”

“Öyleyse biz, BU MAKİNEYİ (DEVLETİ) SERMAYENİN İKTİDARINI ALAŞAĞI EDECEK SINIFIN ELLERİNE VERECEĞİZ. Biz, devletin genel eşitlik demek olduğu yolundaki bütün o eski önyargıları reddedeceğiz – çünkü bu, bir göz boyamacadır: sömürü olduğu sürece eşitlik olamaz. … O ZAMAN DEVLET DE OLMAYACAK, SÖMÜRÜ DE. Bizim Komünist Partisinin görüşü budur.”

komunistler devlete karsidir komunizm pkk abdullah ocalan adnan oktar

(Komünist ideoloji develete, devlete ait kurumlara karşıdır. Bu fikri yaptıkları propaganda posterlerinde sık sık kullanmışlar, kitllelere yaymaya çalışmışlardır.)

Kanlı Komünist Liderlerin Aile Kavramının Ortadan Kaldırılması Gerektiği İle İlgili Sözleri

Yine aynı şekilde aile, bir komünist için asla var olmaması gereken bir kavramdır. Ailevi ilişkiler komünistler tarafından feodal ilişkiler olarak değerlendirilir (koruyan-korunan ilişkisine dayanan yerel-hiyerarşik örgütlenme). Geniş bir topluluğun yerine küçük bir çekirdek birliğin tesis edilmesidir. Aile kavramı devreye girdiğinde komünistler, kişinin öncelik değerlerini yitirdiğini, hizmet ettiği geniş topluluğu bırakarak, çekirdek ailenin çıkarlarını kolladığını iddia ederler. Bu nedenle komünizme göre, Engels’in yazılarında belirttiği gibi aile kurumu tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Komünizmde aile kavramı şu sözlerle ifade edilir:

“Hangi nedenden dolayı olursa olsun evlilik yapan, aile kuran ya da ailenin bir parçası olan devrimci unsurlar, nedenleri ne olursa olsun, büyük bir tutarsızlık içerisindedirler.” 53

komunizm aileye karsidir pkk komunist abdullah ocalan

Örneğin Pol Pot, aile kavramını komünist hedefler önünde bir engel olarak gördüğünden ilk görev olarak aileleri birbirlerinden ayırmıştır. İnsanları komünler şeklinde yaşamaya zorlayarak, aile bireylerini birbirlerinden uzaklaştırmış ve aile kavramını ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

Aynı uygulama Stalin tarafından Rusya’da da yapılmıştır. Köylülerin ellerinden önce toprakları alınmış, sonra geri verilen küçük alanlar, özellikle dağınık ve birbirinden çok uzak yerlerden seçilmiştir. Bunun sonucu olarak bir aile çok küçük parçalardan oluşan tarlalarını sürebilmek için ayrı yerlerde yaşamak zorunda kalmıştır. Komünist partinin birçok toplantısında ise “aile bağları ve aile kavramları yaşadığı sürece devrim güçsüz kalacaktır” şeklinde açıklamalar yapılmış ve bu yönde telkinler verilmiştir.

İşte bir komünistin sosyal hayata yönelik karanlık ve vahşet dolu bakış açısı böyledir. Bir komünist için, güzel ahlaka ve manevi değerlere dair herhangi bir söz son derece anlamsızdır.

komunizm aileye karsidir komunist abdullah ocalan pkk

 

PKK’NIN AİLE KAVRAMINA BAKIŞ AÇISI, LENINİST, STALINİST, MARKSİST, KOMÜNİST KANLI LİDERLERLE BİREBİR AYNI OLDUĞUNDAN “EVİNİZE DÖNÜN” ÇAĞRISI YAPMAK ANLAMSIZDIR

pkk cocuk katili bebek katili apo abdullah ocalan komunist

pkk cocuk katili bebek katili apo abdullah ocalan komunist

pkk bebek katili cocuk katili apo abdullah ocalan gazete kupurleri

Komünist, devlet kavramını kabul etmediği için devletin kanunlarını hiçe sayacaktır. Aile kavramı ile onu ikna etmek mümkün olmayacak; bir terörist “ailenin yanına dön”, “annenin çorbasını iç” gibi duygusal yaklaşımlardan hiçbir zaman etkilenmeyecektir. Çünkü bir komünist için din, güzel ahlak, devlet ve aile kavramı yoktur. Dolayısıyla bir komünisti durdurabilmek için ne devletin yasaları, ne güzel ahlak çağrıları, ne de ailesi etkili olmayacaktır. Komünistin durdurulabilmesi için, ondaki bu kavramları değersiz hale getirmiş olan fikir sisteminin yok edilmesi gerekir. O da Darwinist, materyalist, Stalinist ve komünist fikir sistemidir.

DİPNOTLAR

1- Kent Hovind, The False Religion of Evolution, http://www.hsv.tis.net/….ke4vol/evolve/ndxng.html
2- K. Mehnert, Kampf um Mao’s Erbe, Deutsche Verlags-Anstalt, 1977
3- Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology and the Social Scene, Philadelphia; the University of Pennsylvania Press, 1959, s.527
4- Marx ve Engels, Mektuplar, s. 426
5- MARXISM IN OUR TIME, by Leon Trotsky, Coyoacan, D.F., Mexico., April 18, 1939., http://www.marxist.com/science/marxismanddarwinism.html
6- Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology, and the Social Scene (Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 1959), ss. 85-87
7- Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm-Bilimsel Sosyalizm, Sol Yayınları, 1990, s.85
8- Gertrude Himmelfarb. Darwin and the Darwinian Revolution. Chatto & Windus, London, 1959. s. 348
9- Hickman, R., Biocreation, Science Press, Worthington, OH, pp. 51-52, 1983; Jerry Bergman, “Darwinism and the Nazi Race Holocaust”, Creation Ex Nihilo Technical Journal 13 (2): 101-111, 1999
10- Orlando Figes, A People’s Tragedy, A History Of The Russian Revolution, s. 734
11- Carl Cohen (ed). Communism, Fascism and Democracy. Random House Publishing, New York, 1967. s. 408-409.
12- Henry Morris, The Long War Against God: The History and the Impact of the Creation, Evolution, Conflict, 8.baskı, Michigan: Baker Book House, Mart 1996, s. 81
13- Pierre-Antoine Donnet, Tibet mort ou vif, Paris, Gallimard, 1990, s. 126
14- Stéphane Courtois, Nicolas Werth, Jean-Louis Panné, Andrzej Paczkowski, Karel Bartosek, Jean-Louis Margolin, The Black Book of Communism, Harvard University Press, 1999, s.470-471
15- Vladimir Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında, Moskova 2005
16- Lenin, Collected Works, cilt 9, sf. 346
17- Lenin Collected Works, Moskova, cilt 9, sf.19
18- Pravda Gazetesi, 29 Ekim 1918
19- Lenin, Collected Works, Moskov, cilt 35, s. 23
20- Lenin, Gerilla Savaşı, 30 Eylül 1906, Proletari, Nr. 5
21- Stéphane Courtois, Nicolas Werth, Jean-Louis Panné, Andrzej Paczkowski, Karel Bartosek, Jean-Louis Margolin, Komünizmin Kara Kitabı, Doğan Kitapçılık A.Ş., s.82
22- Lenin, Proletarya Devrimi ve Dönek Kautski, s.53
23- Vladimir I. Lenin, 30 Eylül 1906, Proletari, Nr. 5
24 – Leninizm’in sorunları üzerine, Bkz. 4. baskı, cilt XXV, s. 360, Rusça.
25- J. STALİN – Sverdlov Üniversitesi’nde Verilen Konferanslardan bölüm – Nisan 1924
26- Mao Tse Tung, Kızıl Kitap, 2. Bölüm: Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi
27- L. Trotsky, Défense du Terrorisme, s. 57, 82
28- Ann Arbor, Leon Troçki, Terörizm ve Komünizm, University of Michigan, 1963, s. 58
29- Joseph Stalin, Leninizm’in sorunları üzerine
30- Joseph Stalin, Leninizm’in sorunları üzerine
31- http://kutuphane.halkcephesi.net/Che%20Guevara/chetricont.html
32- History and Will: Philosophical Perspectives of Mao Tse-Tung’s Thought Yazar: Frederic E. Wakeman sf.66
33- http://www.barikat-lar.de/barikat/58/seminernotlari5.htm
34- (http://www.barikat-lar.de/barikat/58/seminernotlari5.htm)
35- http://aydinlikyoldergis.blogcu.com/pol-pot-kendinianlatiyor-3/10351047
36- http://www.marxists.org/archive/lenin/works/1905/dec/03.htm
37- Yeni Dünya Dergisi, Aralık 1994, s. 19
38- Pravda gazetesi, 1954
39- Pravda gazetesi, 1958
40- http://www.marxists.org/archive/lenin/works/1905/dec/03.htm
41- http://www.marxists.org/archive/lenin/works/1905/dec/03.htm
42- http://www.marxists.org/archive/lenin/works/1909/may/13.htm
43- Marx’ın 1843 yılında kaleme aldığı Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı. Giriş. adlı yazıda yer almış, bu yazı bir yıl sonra Marx’ın Arnold Ruge ile birlikte yayınladığı Deutsch-Französischen Jahrbücher (Alman-Fransız Yıllıkları) adlı dergide yayınlanmıştır.
44-http://www.marxists.org/archive/lenin/works/1909/may/13.htm
45- Lenin Külliyatı, 1947-Moskova
46- http://www.marxists.orgarchive/marx/works/1843/critique-hpr/intro.htm
47- Marx, Karl and Engels, Friedrich, On Religion, Atlanta: Scholars Press, 1964.
48- http://www.marxists.org/archive/marx/works/1843/critique-hpr/intro.htm
49- http://www.marxists.orgarchive/marx/works/1848/communist-manifesto/ch02.htm#118
50- The Last Days of the Third Reich (1995) by Robin Cross, p. 21
51- Gaffar Tetik, Bütün Yönleriyle Komünizme Karşı İslam, s. 254
52- Nikita Kruschev; 22 Eylül 1955 tarihinde Moskova’yı ziyaret eden bir Fransız heyetinin başında bulunan Fransız Millet Meclisi Başkanı’na yaptığı açıklamadan
53- (http://komunistzemin.org/index.php?option=com_content&view=article&id=93:egemenlerin-kueltueruenuen-bir-parcas-olarak-aile-kurumu-ve-devrimci-hareketin-bu-kurum-karsndaki-tutumu-uezerine-&catid=31:say4&Itemid=5)

Kaynak: http://harunyahya.org/tr/books/146212/Komunist-Kurdistan-Tehlikesi/chapter/13762/1-Bolum-Turkiyenin-Guneydogusunu-neden-bolmek-istiyorlar