Adnan Oktar’ın talebesi Didem Ürer yazdı; Bülent Arınç “Kedicik”leri neden hedef aldı?

bulent arinc adnan oktar kedicikler didem urer

Milyonlarca Türk kadınını itham eden hayret verici bir üslup

Bilindiği gibi, geçtiğimiz günlerde Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’ın beni ve kız arkadaşlarımı hedef alan konuşması bizi ve tüm Türkiye’yi şaşırttı. Bunu takiben ben ve dünya güzeli arkadaşlarım, A9 TV’de yaptığımız canlı yayın sohbetlerine katılmamaya karar verdik. Bu olay medya ve kamuoyunda geniş yer aldı.

Bülent Arınç, nereden kaynaklandığı belli olmayan garip bir cesaretle bize son derece haksız eleştiriler yöneltirken modern, Atatürkçü, neşeli, dinamik Türk kadını modeline karşı olduğunu açıkça ortaya koydu.

Bülent Arınç konuşmasında, “İslam adına, iman adına, Kur’an adına, edep, fazilet adına, namus, ar, haya adına bir şey bulamıyorsunuz” ifadeleriyle Türkiye’de yaşayan başı açık, dekolte giyinen, mini etek giyen, mayo ile bikini ile sahillerde denize giren, televizyon kanallarında eğlenen, dans eden, şarkı söyleyen, tüm kadınlara namussuzluk ithamında bulundu.

Her şeyden önce Bülent Arınç tüm kadınlara böyle bir ithamda bulunma yetkisini kimden almıştır? Başbakan yardımcısı olmak bir ülkeye hizmet makamı mıdır? Yoksa aklına estikçe o ülkenin vatandaşlarına gerçekdışı ithamlarda, hakaretlerde bulunabilme makamı mıdır? O makam kişilere haksız ve üst perdeden bir şekilde istediğine istediğini söyleyebilme, baskı kurma imtiyazını mı tanımaktadır? Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde kendi zihniyetine uymadığı için toplumun geniş bir kesimini kınayan, onlara hakaretamiz eleştiriler yapan bir hükümet mensubu daha görülmemiştir.

Arınç kendi gelini hakkında ne düşünüyor?

Ne ilginçtir ki dekolte giyinen, modern, bakımlı, neşeli hanımlara namussuzluk ithamında bulunan Bülent Arınç‘ın kendi gelini de mini etekli ve dekolte kıyafetlerle sokaklarda dolaşmaktadır. Hatta evlenmeden önce de oğluyla flört hayatı yaşamıştır. O halde Bülent Arınç, namussuzlukla itham ettiği kadınlarla aynı davranışları ve yaşam biçimini benimseyen gelinini de utanmaz ve namussuz olarak mı görmektedir? Bunu dürüstçe açıklamalıdır!

Ne var ki benim açımdan hiçbir sakıncası olmayan hatta takdir ettiğim, gelininin bu davranışlarını Bülent Arınç da hoşgörü ve beğeniyle karşıladığını belirtmektedir. Dahası, Bülent Arınç dekolte hanımların nikah şahitliğini yapmakta, düğünlerine katılarak eğlenmekte, kadın erkek bir arada fasıllarda şarkı söyleyerek alem yapmakta, hatta elleriyle bayanlara yemek yedirmektedir. İnsanları eleştirirken ortaya koyduğu görüşleriyle yaşam tarzı bütünüyle çelişen Arınç defilelere de katılarak bayan mankenleri dikkatli bir biçimde izlemektedir.

Bu durumda insanlar kendisine “siz de bu ithamlarınızın muhatabı olmuyor musunuz” diye sormazlar mı?

Bülent Arınç‘ın söz konusu açıklamaları ile gerçek zihniyetinin ve özel yaşamındaki uygulamalarının tam bir tezat içerisinde olması, onun bir takım çevrelere şirin görünme çabası içinde olduğu izlenimini vermektedir. Ya da perde arkasındaki bazı güçler tarafından yönlendirilen bir kişi olduğu ihtimalini akla getirmektedir. Eğer böyle bir durum söz konusuysa belirtmek isterim ki; bir takım insanlara yaranmak için ya da onların teşvikiyle kalben inanmadığı bir konuyu savunur ve sahip çıkar görünmenin samimiyetle bağdaşır hiçbir yanı yoktur.

Bülent Arınç’ın göremedikleri…

Bugüne kadar, A9 TV’de yayınlara çıkan tüm arkadaşlarımla birlikte Hocamız Adnan Oktar’ın değerli anlatımları doğrultusunda, İslam dini hakkında dünya çapında yerleşik yanlış algı ve anlayışları düzeltme konusunda çok ciddi çalışmalar yaptık. Bugün bunun etki ve sonuçları ortadadır.

Hurafeler katarak kadını, yarım insan, içlerinden %99’u cehennemlik olan bir şeytan, istişarede söylediğinin aksi yapılması gereken bir varlık gibi göstermeye çalışan bağnaz zihniyetin tüm çarpıklıklarını ortaya koyduk.

Bağnazlar kadınları aklı ve imanı ile hareket eden, Allah korkusu olan vicdan sahibi kullar olarak görmezler. Onların ancak duvara asılan kırbaç, sopa ile veya sokağa çıkabilecek kıyafet vermeyerek dizginlenebileceği şeklindeki sapkın inanışı savunur ve yayarlar. Biz de buna karşılık, İslam’ın sevgi ve barış dini olduğunu, bir insanın erkek veya kadın olarak değil, bir Müslüman olarak Allah Katındaki üstünlüğünün önemli olduğunu Kuran’dan ayetlerle ve Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatından örneklerle anlatmaya çalıştık.

Kuran’da emredildiği üzere, İnşaAllah – Allah dilerse, MaşaAllah – Allah ne güzel yaratmış dedik. Bir Müslümanın bu zikirlerden rahatsız olması ise hayret verici bir durumdur.

Arkadaşlarımız katıldıkları birçok yurtdışı röportaj ve yayında ülkemiz adına modern eğitimli Müslüman kadın modelini temsil ettiler. Tüm bunlarla amacımız, Türkiye hakkında ileri sürülen geri kalmışlık, tutuculuk iddialarını ortadan kaldırmak, ülkemizde her kesimden ve görüşten insanın ve özellikle kadınların özgür olduğunu göstermekti. Bu vesile ile hükümet üzerinde bu yönde kurulmak istenen baskıları da hafifletmiş olduk.

Bülent Arınç‘ın, kendince “İslam adına, iman adına bir şey bulamadığı” yayınlarımız Allah’ın izniyle binlerce kişinin hidayet bulmasına, Allah’ı ve İslam’ı sevmesine, hurafelerden sıyrılıp Kuran’daki doğruları görmesine vesile oldu.

Tarikat ve cemaatler de Arınç’ın hedefinde

Bülent Arınç konuşmasında sadece modern Türk kadınlarını hedef almakla kalmamış aynı zamanda Türkiye’nin dörtte üçünü oluşturan cemaatleri, tarikatları ve bağlılarını da şu sözleriyle hedef almıştır:

ŞİMDİ ORTALIK ÇAMUR OLDU, ÇAMURDAN GEÇİLMİYOR. ŞİMDİ DE TARİKAT VAR. Şimdi de bize yol gösterenler var. Şimdi de saçıyla, sakalıyla, üstündeki kıyafeti ile çevresine topladığı üç beş insanla bu işi yaptığını söyleyenler var. Adam, ‘Ben de KADİRİ’YİM’ diyor, bir başkası ben de şuyum diyor. Kendilerine bu YAFTALARI takanlar, bununla anılmak istiyorlar. Ama çabaları ne için, ticaretlerini artırmak için, nüfuzlarını çok daha genişletmek için.

Öncelikli olarak bu sözlerin muhatabı konumunda kalantüm vatandaşlarımızı bu sözlerden tenzih ederim.

Türkiye %99’u Müslüman olan bir ülkedir ve büyük kısmı çeşitli tarikatlara ve cemaatlere bağlı nur gibi insanlardan oluşur. Bülent Arınç da şu anki konumuna bu insanlar vesilesi ile gelmiştir. Kadiriler, Nakşibendiler, Menzil camiası, Nur talebeleri, Süleymanlılar ve diğer tüm tarikat ve cemaatlere bağlı nur gibi tertemiz vatandaşlarımız için “çamur” şeklinde ifadeler kullanmak “yafta takma“ gibi Kuran’ın ruhuna uymayan yakıştırmalarda bulunmak Allah’tan korkan bir Müslümana yakışan bir üslup değildir.

Arınç’ın PKK hakkında asla savunulamayacak görüşleri

Değerli Hocamız Sayın Adnan Oktar’ın 1979 yılından itibaren ortaya koyduğu bilimsel çalışmalar Türkiye’de milli ve manevi değerleri yücelten, sağ görüşün güçlenmesinde ve sağlam bir fikri zemine oturmasında tartışılmaz öneme sahiptir. Hocamızın değerli eserleri doğrultusundaki A9 TV yayınları da Türk insanının ve gençliğinin imanını ve dini değerlerini hedef alan Darwinizm ve materyalizme karşı yürütülen bilimsel–fikri mücadelede son derece etkili olmuştur. Dolayısıyla, ülkemizin güneydoğusunu ciddi olarak tehdit eden Marksist-Leninist-Stalinist bölücü terör örgütünün felsefi zeminine hayati darbeyi vurmuştur.

Birlik ve bütünlüğümüze olan katkıları bu derece açıkken, A9 TV yayınlarını teşvik edip destekleyeceği yerde Bülent Arınç ne yazık ki bu çalışmalardaki toplumsal faydayı fark edemediğini belirtmiştir. Daha da hayret verici olan Bülent Arınç’ın zorda kalsa kendisinin de dağa çıkabileceğini açıklaması, hatta PKK paçavrasının rahatça taşınmasından, terör örgütünün liderine “Sayın” denebilmesinin suç olmamasından duyduğu memnuniyeti dile getirmesidir. Bölünmeye karşı yayınlardan rahatsızlık duyarken PKK’ya tanınan imtiyazlara sevinmesi oldukça düşündürücüdür.

Arınç’tan tüyler ürperten açıklamalar

Her durumda Türkiye’nin milli çıkarları aleyhinde taviz verme yanlısı olan, terör konusunda genel af talebinde bulunan, 12 mil konusunun Yunanistan lehine kabulünü talep eden Bülent Arınç’ın ilginç izahlarından bazıları şöyle:

– Atatürk için:

Dağlara taşlara Atatürkçüyüm diye yazsanız ne faydası var... Açıkça söylüyorum. Bizim Atatürkçülük gibi bir meselemiz yok. İstiklal mücadelesi içerisinde, yeni Cumhuriyet içerisinde O’na da layık olduğu yeri vereceğiz. Neresi layıksa tabi!..

– Rahmetli Erbakan Hocamız için:

Fazilet Partisi’ndeyken Erbakan hocayla beraber çalışırken ‘Dünya meselelerine eskiden at gözlüğüyle bakıyorduk, aşiret usulü idare ediliyorduk.” (http://www.zaman.com.tr/politika_kazan-yaziklar-olsun-sana-bulent-arinc_2204033.html)

Bülent Arınç ayrıca kendi partisi ile ilişkilerinde de her kritik dönemde AK Partiyi zor durumda bırakmıştır. Ayrıca Sayın Başbakanımız Erdoğan hakkında yaptığı açıklamalar da bir kişinin kendi partisinin Genel Başkanı’na ve Başbakanı’na karşı kullanılmayacak türdendir. (Başbakınımızı tenzih ederim)

Bizde şu anda sesini yükseltenler revaçta. Ne kadar çok bağırırsa, ne kadar gözleri çakmak çakmak olursa, gözlerinden damarlar kırmızı kırmızı fırlarsa, boyunlarından damarlar fışkıracak hale gelirse iş yaptığını zannediyor. Ama söz yok, sözün içinde hikmet olmalı, bilgelik olmalı, o yok. Hepsini topla, 50 ile çarp hiçbir etkisi yok”

İlerleyen Türkiye’de köhnemiş siyasilerin artık yeri yok

Türkiye’de artık her kesimden, her düşünceden insanın huzur içinde özgürce yaşayabileceği eksiksiz bir demokratik ortamın acilen oluşturulması gerekmektedir. Özellikle kadınların ve gençlerin hiçbir baskıya maruz bırakılmadığı, hatta bundan şüphe dahi duyulmayacağı bir ülke olduğumuz net bir biçimde ortaya konmalıdır.

Günden güne gelişen, ilerleyen ve 21. yüzyılın dünya liderliğini hedefleyen bir Türkiye’de yıllardır gerçek demokrasinin ayağına dolanmış, şahsi çıkar ve hesaplarını ülke çıkarlarının önünde tutmuş, hizmetleriyle, icraatlarıyla değil her fırsatta etik dışı üslup ve davranışlarıyla gündeme gelmiş, anlamsız sivri çıkışları ve polemikleriyle dikkat çekmeye çalışan, kavruk, dar vizyonlu, köhnemiş bir takım siyasilere artık kesinlikle yer olmayacağı açıktır.

Bülent Arınç gibi, makamını layıkıyla temsil ettiği son derece şüpheli ve tartışmalı olan kimselerin de bir an önce o makamları ehil olan gerçek sahiplerine teslim etmeleri gerektiğine inanıyoruz.

Didem ÜRER / Rotahaber
urer.didem@yahoo.com


Daha fazlasını oku: http://haber.rotahaber.com/bulent-arinc-kedicikleri-neden-hedef-aldi_454244.html

Ücretsiz kitap: Münafıklıkla Mücadelenin Önemi
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/37794/Munafiklikla-Mucadelenin-Onemi

adnan oktar munafiklikla mucadelenin onmei bagnaz yobaz

Advertisements

Didem Ürer özerklik tehlikesine değindi

didem urer demokratik ozerklik pkk bdp guneydogu kurdistan

Didem Ürer: Bütün etnik kökenlilerin vatanımızın bölünmemesi için gayret göstermesi gerekiyor. Özerk yapıyı kurmak isteyen komünist ideolojinin ne olduğunu halkımıza tanıtmalıyız.

Video: https://www.youtube.com/watch?v=wRmsD3WX51c

 

Ücretsiz kitap: Komünizm Pusuda
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/781/Komunizm-Pusuda
komunizm pusuda komunist ak parti akp gezi parki adnan oktar recep tayyip erdogan

Komünist Kürdistan Tehlikesi
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/146212/Komunist-Kurdistan-Tehlikesi
komunis tkurdistan tehlikesi recep tayyip erdogan akp ak parti adnan oktar

Komünist Çin’in Zulüm Politikası ve Doğu Türkistan
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/779/Komunist-Cinin-Zulum-Politikasi-ve-Dogu-Turkistan
komunist cin dogu turkistan recep tayyip erdogan akp ak parti adnan oktar

Terör Sevgiyle Yok Edilir
http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/957/teror-sevgiyle-yok-edilir
adnan oktar pkk teror sevgiyle yok edilir kitap basbakan recep tayyip erdogan

Didem Ürer: Türkiye eksenli yeni dünya düzeni

didem urer adnan oktar

 

İsrail-Gazze-Batı Şeria üçgeninde barış ve uzlaşmayı sağlama gücüne sahip tek ülke Türkiye’dir. Her üç taraf da bu gerçeği kabul etmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin bu fırsatı iyi değerlendirmesi ve bölgedeki tarihi rolünü ustalıkla yerine getirmesi çok hayatidir.

Devamı: http://haber.rotahaber.com/turkiye-eksenli-yeni-dunya-duzeni_415745.html#.UoJEtMU6Ji4.facebook

Adnan Oktar: Dekolte hanımları seviyorum. Dekolteye karşı olursan Avrupa Birliği’ne giremezsin!

adnan oktar avrupa birligi dekolte bagnazlik

 

Didem Ürer: Gabor Vona; “Türkiye’nin, yoluna Avrupa Birliği olmadan devam edeceğini ama bunun Avrupa Birliği’nin bir Hristiyan birliği olmasından dolayı değil, Türkiye’nin güçlü olduğu için gerçekleşmeyeceğini” söylemiş.

Adnan Oktar: Keşke öyle olsa. Ben ona doğrusunu söyleyeyim. Türkiye’de bağnazların tavrı, sebep bu. Avrupa Birliği’ne giremeyişimizin nedeni bu. Avrupa’daki insanlar, hanımlar dekoltedir. Adamlar dekolteye karşı, bağnazlar. Hanımların başı açık, adamlar karşı. Avrupa’da her yerde müzik vardır, adamlar karşı. Avrupa’da her yerde heykel vardır, adamlar heykele karşı. Yani adamların her şeyine karşılar adeta. Güzel olan her şeye. O zaman, nefret ettiğin, hoşlanmadığın insanlarla sen nasıl beraber olacaksın? Ey bağnaz kardeşim. Onların çekincesi, onlardan tedirgin oldukları için Avrupa hiçbir şekilde kabul etmiyor. Tek sebebi budur. Adam müzik dinliyor; homurdanıyor. Hanım görüyor başı açık; homurdanıyor. Hanımlar onlara sevgi gösteriyor, yakınlık gösteriyorlar, ondan sonra kadın bir başkasıyla görüşüyor, gidip ekmek bıçağıyla yetmiş yerinden bıçaklıyor. “Sen nasıl beni terk edersin?” diye. Yani kadına hem sahip çıkıyor. Kadın candan davranıyor, yakın davranıyor. Ne bilsin onun öyle psikopat olduğunu. Bıçaklamalarıyla ünlüler adamlar. Yani acayip bir kadın düşmanlığı var. Ve kadının siyasete girmesine karşılar. Sokağa çıkmasına da karşılar. O zaman nasıl seveceksin sen Avrupalıyı? Ben seviyorum. Dekolte hanımları seviyorum. Müziği seviyorum, sanatı seviyorum, heykeli seviyorum. Ama bağnaz sevmiyor. Sevmeyince düşman oluyor. Hiçbir insan düşmanıyla yaşamak istemez. Çok az da olsa, eğer karşısında düşman varsa, düşman olan insanlar varsa onlarla iç içe olmak istemez. Nereden çıkacağı belli olmaz ki, öyle tipler. Tek sebebi bu.

Sayın Adnan Oktar’ın A9 TV’deki canlı sohbetinden (27 Ekim 2013; 21:30)
Video: http://www.youtube.com/watch?v=l7TmmehBdRw

Fatih Altaylı Adnan Oktar’ı kıskanıyor

adnan oktar fatih altayli beni kiskaniyor dekolte basortu carsafli

 

Akılalmaz bir haset dalgası dikkat çekiyor. Allah iman edenlere çok güzel nimetler veriyor. Muhabbeti, coşkuyu tam yaşatıyor. Ama kalbi kötü olanlara huysuz kişileri nasip ediyor. Ama kalbi iyi olanlara sevgi dolu insanları nasip ediyor. Ahirette yalnızca sizin içindir diyor. Allah onlardan nimeti alır, daha çok buruşturur. Sevgisiz, merhametsiz hasta insanlara dönüşür.

Fatih Altaylı geçti Bor’un pazarı sür arabayı Kayseri’ye mantığında acı ekiyor. Etrafında seveni yok, muhabbet edeni yok, dost olanı yok, güveneni yok. Bakıyor etrafımda bu kadar seven bu kadar muhabbet eyleyen var, haset ediyor. O haset edince Allah nimetini artırıyor. Bütün ömrünü nerdeyse Recep Tayyip Erdoğan hocamla uğraşmaya benimle uğraşmaya, başı kapalı olanlarla uğraşmaya ayırıyor. Recep Tayyip Erdoğan hocam Başbakan oldu, biz, gördüğün gibi, başı kapalı olanlar istedikleri yere gidecek durumda. Kendi ne oldu? Kendi hali malum. Allah herkesi güçlendirdi.

Video: http://www.youtube.com/watch?v=nE660-3uO0o

Sayın Adnan Oktar’ın A9 TV’deki canlı sohbetinden (11 Ekim 2013; 22:30)

Tevbe Suresi 32

 

DİDEM ÜRER: Tevbe Suresi, 32’nci ayeti okuyorum, inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de O dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O’dur.” Rabbimiz, ahir zamanda da Kendi dinini hakim kılacak ve Hz. Mehdi (a.s)’ı vesile edecek. İslam aleminin üzerindeki de, tüm dünyanın üzerindeki de; bütün zulümat dağılacak, inşaAllah. Bizi karanlıklardan nura çıkaracak, bütün dünyayı. Barış, huzur ve sükunet bulacağız ve mutluluğa erecek bütün dünya, inşaAllah.

Adnan Oktar’ın kedicikleri Milliyet.tv’ye konuştu

adnan oktar kedicikleri melekleri

 

Video: http://www.youtube.com/watch?v=EADXQKrPZsQ

Oturmaya mı Geldik’te bu hafta, internet aleminde neredeyse her sözleriyle olay oluşturan, videoları paylaşım rekorları kıran, Adnan Oktar’ın tatlı kedicikleri Damla Pamir, Ebru Altan, Ceylan Özbudak, Aylin Kocaman, Gülşah Güçyetmez ve Didem Ürer konuğumuz. http://www.milliyet.tv/video-izle/Oturmaya-mi-Geldik-17-09-2013-dORy4LoZVVjI.html

İnsan hakları ihlallerinde Türkiye dünya birincisi mi?

adnan oktar tutuklu gazeteciler insan haklari ihlali

ADNAN OKTAR: İnsan hakları ihlallerinde dünya birincisi mi Türkiye? Doğru mu bu?

DİDEM ÜRER: Öyle iddia ediliyor.

ADNAN OKTAR: Ama bu kaynağa bağlı bir şey mi, atıyorlar mı?

DİDEM ÜRER: AİHM’de insan hakları ihlalleri olarak çok sayıda dava var. Dava sayısına göre değerlendiriliyor olabilir. Ama geçmiş davalar diye biliyorum.

ADNAN OKTAR: Şimdi tutuklu gazeteci sayısında dünya birincisi. Şimdi sanki gazeteci yazı yazıyor, alıp hapse sokuyorlar gibi. Değil. O tutuklanan gazeteci ya cinayetten tutuklanıyor, ya iddia edilen Ergenekon terör örgütü üyesi olmaktan. Yani devleti yıkmak, devleti yıkıp yerine başka bir sistem kurmak gibi böyle ağır suçlardan yargılanıyorlar. “İnsan hakları ihlallerinin dünya birincisi.” Onu sağlam kaynağıyla söylerseniz, hükümetin bir numaralı konusu haline getirebiliriz biz bunu, eğer öyle bir şey varsa. Belgeye dayalı olarak söyleyeceksiniz.

DİDEM ÜRER: Normalde AİHM’e göre, Rusya birinci, Türkiye ikinci. Fakat her ülke de AİHM’e üye değil. Onun için geçerli bir ölçü olmamış oluyor.

ADNAN OKTAR: Rusya birinci insan hakları ihlalinde.

DİDEM ÜRER: Evet, Türkiye de ikinci.

ADNAN OKTAR: O doğrudur. Türkiye ikinci. Onu neye göre dediler acaba?

DİDEM ÜRER: Açılan mahkemelere göre söylüyorlar, şikayet ve davalara göre.

ADNAN OKTAR: İngiltere’de daha fazla hapiste gazeteci var. Bu insan hakları ihlali. Tamam bunu bana göstersinler, ne olduğunu anlatsınlar. Hükümet de yıldırım hızıyla tedbir alsın. Hükümet böyle bir şeyi niye kabul etsin? Böyle bir şeyin altında niye kalsın hükümet? Mesela örnek ne olabilir buna?

DİDEM ÜRER: Genelde işkence konuları.

ADNAN OKTAR: İşkence. Bize işkencenin alası yapıldı, en gelişmişi yapıldı, doğru. Ama onların hükümet döneminde olmadı ki o. 99’larda oldu bu.

DİDEM ÜRER: Uzun sürüyor zaten Hocam davalar, sizin de söylediğiniz gibi.

ADNAN OKTAR: Bunlar o zaman geçmişi de mi esas alarak?

DİDEM ÜRER: Tabii, mahkumiyet kararına göre.

ADNAN OKTAR: O zaman ne hükümetin üstüne yıkıyorsunuz olayı? Olur mu öyle şey? Eğer 90’lardan itibaren alıyorlarsa, o zamanki hükümetlere onu gidip sorun. Tayyip Hocam’a niye soruyorsunuz?

DİDEM ÜRER: Tutuklu yargılanmalarından dolayı.

ADNAN OKTAR: Suçu çok ağır, anayasayı tayir, tebdili ilgaya cebren tam teşebbüs. Eskiden direkt asıyorlardı. Yani müebbet hapisle yargılanıyor. Nasıl bırakılsın? Defalarca müebbet hapis talebi var. Defalarca müebbet hapis talebi var. Kanunen mümkün mü bu? Mümkünse söylesinler. Nerede görülmüş müebbet hapisle yargılanan bir adamın dışarıda gezdiği?

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün maliye bakanı Sayın Mehmet Şimşek Twitter’da yazmıştı. “Gazetecilik yaptığı için hiçbir gazeteci hapiste değil” diye, sizin tam söylediğiniz şekilde. “Bu gazeteciler hırsızlık, cinayet ya da başka nedenlerle hapisteler” diye açıkladı.

ADNAN OKTAR: Tamam, açık açık söylemiş. İnsan hakları ihlalleri de, geçmiş hükümetler utansınlar. Bu hükümete niye bağlıyorsun?

DİDEM ÜRER: Bu arada Hocam ne Çin ne de hiçbir Asya ülkesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne bağlı değil. Kabul etmiyorlar da zaten. Onun için sadece bağlı olan ülkeler içinde bunun sayıyorlar. Yoksa tüm dünyada olmuş olmuyor yani.

ADNAN OKTAR: İnsan hakları mahkemesinin üyesi olması gerekiyor, ona göre. O zaman tamam. Yoksa Türkiye öyle bir şey de ikinci, üçüncü değil, yetmişince bile olmaz, inşaAllah.

Adnan Oktar’ın 23 Haziran 2013 tarihli A9 TV röportajından

Adnan Oktar’ın melekleri komünizmi eleştirdi

adnan oktar gezi parki recep tayyip erdogan avm

 

http://www.komunizm.com/ Didem Ürer, Aylin Kocaman, Ebru Altan, Beyza Bayraktar, Gülşah Güçyetmez ve Damla Pamir’in A9 TV’deki canlı sohbeti (18 Haziran 2013; 22:30)

Video: http://www.youtube.com/watch?v=UQHaOyuPrNk

 

Komünizm Pusuda (kitap): http://harunyahya.org/tr/Kitaplar/781/komunizm-pusuda